Alanya’nın mavisi yalnızca bir manzara değil; turizmin, balıkçılığın, tarımın ve yaşamın temel kaynağıdır. Peki sahilde elimizdeki plastik şişeyi, poşeti veya ambalajı denize bıraktığımızda gerçekten ne oluyor?
Belki gözden kayboluyor… Ama ortadan kaybolmuyor!
Plastikler denizde uzun yıllar parçalanmadan kalabiliyor; zaman içerisinde mikroplastiklere dönüşerek deniz canlılarının yaşamını tehdit ediyor. Daha da önemlisi, bu plastikler besin zincirine girerek yeniden insan yaşamının karşısına çıkıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde denizlere ve okyanuslara atık bırakılması konusunda federal yasalar oldukça ağır yaptırımlar öngörüyor. Özellikle gemilerden plastik ve diğer atıkların denize bırakılması, koşullara göre yüksek para cezaları ve hapis cezası doğurabilecek ciddi bir federal suç haline gelebiliyor.
Türkiye’de de deniz kirliliğine karşı önemli idari yaptırımlar bulunuyor. Ancak çevreyi korumanın en etkili yolu yalnızca ceza kesmek değil; atığı kaynağında azaltmak, ayrıştırmak, geri kazanmak ve toplumu bilinçlendirmek.
Alanya için konu daha da önemli. Çünkü burada deniz ile tarım iç içe. Derelerden, yağmur sularından ve kıyılardan taşınan plastikler yalnızca denizi değil, kıyıdaki tarımsal alanları da etkileyebilir.
Bir plastik şişeyi çöpe atmak birkaç saniye sürer. Doğaya bıraktığımız plastiğin bedelini ise yıllarca ödeyebiliriz.
Alanya’nın denizi bizim çöp kutumuz değil, çocuklarımıza bırakacağımız mirastır.
Bugün çöpe attığımız plastik, yarının çevre sorunu olmasın.
Denizi temizlemekten önce, denizi kirletmemeyi öğrenelim.
-----------------------------------------------------------