Herkese yeni haftadan selamlar sevgili okuyucular. Bu hafta sizlerle şu sıra çok fazla gündem olan aşırı düşünme yani Overthink terimini konuşmak istiyorum.
Aslında hani adı üstünde tabiri vardır ya aşırı düşünme, tam olarak içeriğini yansıtan bir terim. Özellikle günümüz yaşantısında sıklıkla karşımıza çıkan bir durum. Artık insanlık olarak her şeyi, her durumu çok fazla düşünür ve kafaya takar olduk. Bu sürece etki eden birçok sebep var elbette. Fakat en önemli detaylardan biri yaşadığımız coğrafyanın getirdiği zorluklar ve insanlık olarak bu süreçlerden aldığımız etkiler. Sadece yaşadığımız coğrafya mı etken tabii ki hayır. Buna ek olarak karakterimiz, sosyal etkileşimlerimiz, geçmiş deneyimlerimiz vb. birçok durum aşırı düşünmeyi tetikleyen unsurların içerisinde değerlendirilebilir. Evet, adı üstünde bir terim fakat bilimsel açıklaması tam olarak şudur: Aşırı düşünmek; bir olay, karar ya da ihtimal üzerine gereğinden fazla, tekrar tekrar ve çoğu zaman çözüm üretmeden düşünmek demektir.
Zihin adeta “aynı filmi tekrar tekrar oynatır.”
Acaba yanlış mı yaptım? Öyle yapmasaydım sonuç değişir miydi? Gibi susmayan sorular akın eder zihne aşırı düşünmede. Bu işin en tehlikeli kısımlarından bir tanesi de kaygı ile olan bağlantısıdır. Aşırı düşünme kaygıyı arttırır; kaygısı artan kişi daha fazla düşünmeye başlar, yani bir kısır döngü başlar.
Peki zihnimiz neden susmaz?
Bunun birkaç temel nedeni vardır:
• Kontrol ihtiyacı → Her şeyi kontrol edememek rahatsız eder
• Belirsizliğe karşı oluşan tahammülsüzlük
• Geçmiş deneyimler → Daha önce yaşanan olumsuzluklar
• Mükemmeliyetçilik → “Hata yapmamalıyım” düşüncesi
Şu detay unutulmamalıdır ki her şey her durum bizim elimizde değildir; kontrol edebildiklerimiz ve edemediklerimiz olarak ikiye ayrılır. Kontrol edemediğimiz şeyler üzerine fazladan düşündüğümüz her an aslında kendi hayatımızın önemli bir anından çalıyor olacağız.
Bu nedenledir ki, kendimizde fark ettiğimiz bu aşırı düşünme ve kaygı artışına sessiz kalmamalıyız. Çok sevdiğim bir sözdür; İnsanın en iyi doktoru aslında kendisidir. Kendimize, bedenimizin ve ruhumuzun bize verdiği mesajlara sessiz kalmayalım. Düşüncelerin içeriği ve dozu sağlıklı olan ve olmayanı bize verecektir. Shakespeare: “İyi ya da kötü diye bir şey yoktur; düşünce onu öyle yapar.”