Alanyamız da ülkemizin her bir köşesi gibi zengin bir tarihi geçmişe sahip. Ülkemizde ecdadımız olan Osmanlı ve Selçuklu eserleri dışında coğrafi konumu sebebiyle tarih boyunca Hititler, Frigler, Lidyalılar, İyonlar, Urartular, Helenler, Persler, Roma, Bizans gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Hülasa farklı bölgelerde farklı uygarlıkların izleri bulunuyor. Bunlardan bazıları gün yüzüne çıkmış korunaklı yapılar, kimi gün yüzünde ama korunaksız.
Kültür ve Turizm Bakanlığı henüz hepsini yerinde korumaya muvaffak olamamış olabilir ancak vatandaş olarak ne kadar sorumlu davranıyoruz? Bu tarafı derin bir tartışma konusu olabilir.
Alanya’nın en tenha noktasında dahi bir tarihi kalıntı vardı. Hele ki bir bölgede asar diye tabir edilen mevki varsa ya da sahil bandında hakim tepe ve koylar var orada da tarihsel zenginlik geçmişten günümüze ulaşan anılar, anıtsal yapılar mevcuttur.

Bunlardan biride Aydap. Hafta sonu deniz sezonu açılış mahiyetinde merkeze göre tenha olur diye antik kent sahiline gittim. Muhtemelen benim gibi düşünen çok ki, alan çok da tenha değildi, iyi tarafı kimse kimseyi rahatsız etmiyordu. Gittiğim ilk gördüğüm orman işletme müdürlüğü personeliydi mangal yakanlara uyarıda bulunup söndürttü. Doğrusu olanı yaptı tabi ekip ayrılınca bir başkası yaktı o ayrı mesele.
Aydap (resmi adıyla Iotape), M.S. 38-72 yılları arasında hüküm süren Kommagene Kralı IV. Antiochos tarafından eşi Iotape'nin onuruna kurulmuş hatta kent adına sikke dahi basılmış.

Bir medeniyete ev sahipliği yapan Aydap’a gelenlerin bazıları maalesef istilacı, vahşi yaratıklar gibi davranıyor. Adam akıllı yüzmeye, güzel vakit geçirmeye gelenlerde sorun yok. Ancak “Hem yüzeyim hem pikniğimi yapayım, sonra da çöpümü taşımayayım” diyenlerde sorun var.
Asırlardır korunan antik kent ve küçük ama muazzam koy, ne yazık ki bazı sorumsuz insanların bıraktığı atıklarla kirletiliyor. Yedikleri karpuzun kabuğundan yaptıkları mangalın atıklarına, içtikleri alkollü, gazlı ve gazsız içecek kutularına kadar her türlü pisliği, tarihle doğanın buluştuğu bu eşsiz alana bırakıp gidiyorlar.
Oysa yolun kenarında, farklı noktalara Alanya Belediyesi tarafından yerleştirilmiş birden fazla çöp konteyneri var. Burada Orman İşletme Müdürlüğü ne yapsın, belediye ne yapsın? Kültür ve Turizm Bakanlığı demir kapı yapıp kilit vursa bu kez de suçlu ilan edilecek.
Emaneti koruyamayanların geleceğe bırakacak bir mirası olur mu?
Sahi, doğayı ve tarihi korumayı ne zaman öğreneceğiz?