Günümüzde normal bir insan ne ister ? Birlik ve beraberlik içinde, bir yere taraf olmadan, özgürce, huzurlu, adaletli, refah içinde ve hayatını en kolay şekilde idame ettirip mutlu olarak yaşamak ister.
Ama öyle acayip olmuşuz ki; Neredeyse özgürlüklerin ve adalet terazisinin taraf seçtiği ve Eşitlik kavramının yok olup, dengesizliklerin çoğaldığı ve özgürlüklerin bir tarafa serbest olurken, diğer bir taraf için yasaklarla dolu olduğu, haksızın haklıyı yendiği bir ortamda yaşıyoruz. Bir kesim doğru olduğunu bildiği fikirlerini bile beyan edip paylaşmaktan, kendisini ifade etmekten korkarken; taraf olan diğer kesim ise yalan yanlış her konuda çok rahat ve serbest olabiliyor.
Bazı medya organları ve ulusal Tv’lerdeki gördüğümüz programlarda konuşmacı yada yorumcuların ekonomi, iş, siyaset, politika, düşünce, eğitim, ulaşım, asker, sağlık ve spor gibi konularda genelde hep aynı kişilerden oluştuğuna şahit oluyoruz. Bunların içinde ne kadar bilgili ve işinin ustası dürüst iyi insanlar olsa da, Amacı farklı olan ve birçoğu zamanında fetö saflarında yer almış, omurgasız, her dönemin adamı olmuş olan insanlarda var. İşte bunlar yorum yapmayı bir kenara koyun; mağdur edebiyatı yaparak, mızmızlanarak ve çamur atarak, dini inançlara kılıf uydurup kullanarak, başkalarının görüşlerini hiçe sayarak yada duygu sömürüsü yaparak iş yapmamaktalar. İnsanları ayrıştırmak, kutuplaştırmak ve germek için ellerinden gelen çabayı sarf etmekteler. Hatta kendi görüşüne karşı olanları düşman ve hain olarak ilan etmekte, aşağılamakta ve olanca saygısızlığı yapmaktalar. Saygı, nezaket, ahlak, etik davranış ve insanlık ayaklar altında. Tabi bir yerlerden güç alınca, sığınacak liman da olunca atışta serbest oluyor. İşini doğru yapanlarında hakkı bunlar yüzünden yenmiş oluyor.
Örnek verecek olursak; daha yakın zamanda şahit olduğumuz, kimden güç aldığını bilmediğimiz, bir fetö artığı hanımefendi yine diğer fetö artığı spiker hanımefendi yönetiminde tv programına çıkıyorlar ve burada 15 temmuz kalkışmasını örnek göstererek komşularını ölümle tehdit edebiliyor. Bizim sitede en az 3-5 kişilik hazır listem var ve komple aile olarak da 50 kişiyi hallederiz diyor. Yasaları hiçe sayan, haddini aşan aynı hanımefendi on kasımda Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’e de hakaretler ediyor. Yaptığı hakaret ve tehditler yanına kar kalıyor. Bu konuda ne bir yaptırım nede bir uygulama yapılmıyor.. İlginç olan ise bu hanımefendinin kabahatine destek çıkıp tebrik edip kutlayanların olması…
Bir diğer konuda hiç gündemde olmamasına rağmen ortamı gereceği aşikar siyasi kaygılar ile dillendirilmeye çalışılan darbe söylemleri ve çığırtkanlığı. Hiç kimse boşuna heveslenmesin. Zemin sağlam temeller üstünde oturduğu sürece siz ne kadar çığırtkanlık yaparsanız yapın nafile. Yapı sağlam olarak dimdik ayakta durmaya mutlaka devam edecektir. Ne çektiysek bu darbelerden çekmedik mi ? Varsa gerçekten teşebbüste bulunan ve bulunabilecek veya bilinen gereği neyse yapıp geçin. Bırakın bu boş söylem ve yapay gündemleri. Vakit ilerleme vakti, vakit birlik vakti.
Bir diğer ilginç olayda iki bakanımızın huzurunda telekonferans şeklinde turizm koordinasyon ve değerlendirme toplantısı yapılıyor. Bu toplantı genel olarak bölgemiz turizmini ilgilendirmekte. Ama sadece Cumhur ittifakı belediye başkanları var. Toplantıda Millet ittifakına davet yok. İnsanın aklında doğal olarak sorular oluşuyor. Acaba neden yoklar, neden çağrılmadılar? Bilinen bir konu varda onun üzerine tartışma çıkabileceği için mi diğerlerini çağırmadılar? Her neyse …. Bu telekonferansta bir ilçemizin plajları söz konusu oluyor, usulsüz kullanıldığı ve bu usulsüzlük karşısında bir yerlere 500.000.TL kadar usulsüz para ödendiği ve bununla ilgili tansiyonu yükselten ortamı geren bir tartışma çıkıyor. Bu parayı da yine aynı partinin bir önceki dönem belediye başkanının aldığı iddia ediliyor. İlgili ilçenin belediye başkanı da kızıp telekonferansı terk ediyor. Kaygıya gerek yok. İşlem yasal ise dokümanlar gösterilir aklanılır. Yasal değilse mutlaka gereği yapılır. Ama uzunca bir zaman geçmesine rağmen ne gereği yapılmış nede bir yaptırım uygulanmış . Bu konuda nasıl bir açıklama yapılacağını ve ne olacağını bekleyip göreceğiz.
İnsanlar hayat pahalılığından, alım gücünün zayıflığından, geçim derdinden yakınıyor. Ortalık tozpembe gösteriliyor. Ne hikmettir, ne mucizedir ki bilinmez; enflasyon rakamsal olarak geriliyor, ama reel olarak ise yükseliyor. Bir taraftan paramız değer kaybetmeye devam ediyor. Diğer taraftan dövizle ilgili yorum yapmak bile suç sayılabiliyor. İşsizlik oranı yükseliyor. İnsanlar sosyal yardıma muhtaç olmaya devam ediliyor. Yani hep dendiği gibi balık tutmasını öğretmek yerine balık hazır olarak insanların önüne konuyor. Çözüm olarak ise umut dağıtmaya devam ediliyor.
Sevgi ile Umutla Sağlıcakla Kalın….