Alanya Belediyesi’nin Sapadere Kanyon yolu üzerinde atıl kalmış bir tarlayı lavanta bahçesine dönüştürmesi, ilk bakışta küçük ölçekli bir girişim gibi görünse de aslında şehrin geleceğine dair umut verici bir işaret. Henüz devasa bir proje olmasa da bu bahçe, bölgenin tanıtımına farklılık katacaktır.
Bu güzel uygulama hem turizm destinasyonlarını çeşitlendirecek, hem ziyaretçilere görsel bir şölen, hem de lavantadan üretilen ürünleri deneyimleme fırsatı sunacak bir cazibe noktası olması bakımından yol açıcı bir örnek olarak karşımıza çıkacaktır.
İlk hasadın alınmasıyla birlikte bu girişimin ilk somut sonucunu görmek, bu işin sıradan bir tarla düzenlemesinden öteye geçerek gelecekte yapılacak işler için iyi bir fikir, güzel bir örnek tanımını hak eden heyecan verici bir adım olarak öne çıkacaktır.
Lavanta bahçesi, uzun süredir konuşulan ama hayata geçirilemeyen tarım temalı turizm projelerine öncülük edebilir.
Tropikal ürünlerde önemli mesafe kaydeden Alanya, zaten muz ve avokado üretiminde güçlü bir marka.
Muzun minik boyundan kırmızı türüne, avokadonun farklı aromalarına kadar çeşitlilik, turizmle buluşturulduğunda şehrin cazibesini artıracaktır. Belediyenin geniş ve atıl arazilerinde kurulacak muz veya avokado çiftlikleri; el emeği atölyeler, fotoğraf alanları ve yöresel tat mekânlarıyla birleştiğinde turistik bir merkez haline gelebilir.
Tabi bu arada unutmamak lazım. Alanya’nın geçmişinde narenciye üretimi ve ihracatı önemli bir yer tutmaktaydı. Paketleme fabrikaları ve yurtdışına gönderilen portakal, mandalina, limon çeşitleri bugün yeniden turizmle harmanlanabilir. Narenciye bahçelerini de bu işin içine dahil etmek hiç fena olmayacaktır.
Ayrıca tüm bu ürünlerden sabun, kolonya, gazoz, dondurma, dokuma ürünleri, yağ, krem, çay ve hediyelik eşyalar üretilerek hem sergilenir hem ekonomik girdi sağlanır hem de Alanya markası elden ele taşınarak gönüllerde daha fazla yer edinilir.
işte böyle icraatlarla Alanya’nın turizm kimliği denilince yalnızca denizden, otellerden ve beton yapılardan ibaret olmadığını göstermeliyiz...
Tarım, doğa, kültür ve üretim bir araya getirildiğinde hem yerel halk hem de ziyaretçiler için yeni bir deneyim alanı doğacaktır.
Bu yaklaşım, şehrin tanınırlığını daha fazla artıracak ve güçlü bir şekilde Alanya’nın diğer turizm merkezlerinden farklı bir destinasyon olduğunu daha iyi göstereceğiz.
Bu noktada bu tür işler için belediyenin öncülüğü kadar mahalle muhtarlarının da sürece dahil olması önemlidir. Çiftlikler ve bahçelerin türleri ile projelerin uygulanacağı yerler konusunda muhtarların yarış içinde olması, yerel sahiplenmeyi artıracaktır. Çünkü bu tür projeler yalnızca turistik değil, aynı zamanda toplumsal bir kazanım niteliği taşımaktadır.
Bu günlükte yazımıza “Alanya için fikri olanın hem yanında hem de arkasında olmalıyız.” diyerek son noktayı koyalım.
Kalın sağlıcakla…