Alanya’mızın sokaklarında dolaşırken gözümüze çarpan kamu binaları, ne yazık ki çoğu zaman çevresiyle uyum sağlayamayan, şehrin ruhuna yabancı yapılar olarak karşımıza çıkıyor. Bir kısmı fiziken yetersiz, bir kısmı ise yılların yorgunluğunu üzerinde taşıyor. Belki de zamanında zar zor yapılan bu binalar, o günün şartlarında bir ihtiyaç giderse de bugün geldiğimiz noktada bazıları şehrin estetik bütünlüğünü bozan, adeta sırıtıp duran yapılar haline gelmiş durumda.
Oysa kamu binaları sadece hizmet veren mekânlar değildir; aynı zamanda şehrin kimliğini, kültürünü ve tarihini yansıtan birer simgedirler.
Alanya, Selçuklu’ya Başkentlik etmiş ve Selçuklu’nun izini damarlarına kadar yaşayan kadim bir şehir. Selçuklu’nun bu mirası, hem eski binaları restorasyon ve renovasyonlarını yaparken, hem de yeni yapılacak kamu binalarının mimarisine ilham vermeli.
Selçuklu’nun taş işçiliği, kemerleri, avluları ve ihtişamlı girişleri, modern ihtiyaçlarla harmanlanarak günümüzün kamu yapılarında hayat bulmalı. Böylece hem geçmişe saygı gösterilmiş olur hem de şehrin estetik bütünlüğü korunmuş olur.
Bir diğer önemli mesele ise otopark sorunu. Bugün birçok kamu binasının önünde araç karmaşası yaşanıyor. Vatandaş hizmet almak için geldiğinde park yeri bulmakta zorlanıyor, bu da hem zaman kaybına hem de şehir trafiğine ek yük getiriyor. Yeni yapılacak binalarda geniş ve planlı otopark alanları olmazsa olmazdır.
Ayrıca kamu binaları, sadece hizmet verilen dört duvar olmamalı; sosyal açıdan da konfor sunmalıdır. Bekleme salonları, engelli erişimine uygun düzenlemeler, çocuklar için küçük oyun alanları, vatandaşın kendini değerli hissetmesini sağlayacak detaylar düşünülmelidir. Ve en önemlisi de bu yapılar şehir kargaşasının ortasında değil, ulaşımı kolay ama trafiğin yükünü artırmayacak bölgelerde konumlandırılmalıdır. Alanya’nın büyüyen nüfusu ve artan turizm hareketliliği göz önüne alındığında, kamu binalarının yer seçimi şehrin yapılaşma sürecini ve geleceğini doğrudan etkileyecektir.
Öyleyse kamu binaları sadece birer hizmet mekânı olarak değil, şehrin kimliğini taşıyan, vatandaşına değer veren, geçmişle geleceği buluşturan yapılar olmalıdır. Alanya’nın ruhuna yakışan, Selçuklu’nun izlerini taşıyan, modern ihtiyaçlara cevap veren kamu binaları inşa etmek, eskiyenleri restorasyon ve renovasyona sokmak hem bugünün hem de yarının Alanya’sına yapılacak en büyük hizmettir. Ayrıca bu iş sadece kamu binaları ile sınırlı kalmayıp STK’lar, Okul ve Üniversite vs. kurumlarda aynı çizgide olmalıdırlar. Tabii tüm bunlar yapılırken de gereksiz şaşalı, abartılı ve özensiz ucubelerden imtina edilmelidir.
Bu günlükte yazımızı “Alanya’nın geleceği kuru betonlarla örülmüş değil, kimlikli ve referans alınacak kamusal binalarla tanımlansın’’ diyerek noktalayalım.
Kalın Sağlıcakla.