Alanya’da son günlerde sıkça gündeme gelen deniz kirliliği tartışmaları var. Bu tartışmalar siyasetten beslenen yada karşıt görüşte olan bazı kesimlerce sosyal medyada bir afet havasında dolaştırılıyor. Çoğu kez meseleyi siyasi arenaya çekerek Belediyeyi suçlayıp olayı siyasi bir gösteriye dönüştürerek turizmin bittiğini, artık turist gelmeyeceğini iddia ediyor. Oysa bu yaklaşım, denizin kendisinden çok turizme darbe vuruyor. Çünkü abartılı çığırtkanlık, Alanya’nın imajını zedeleyerek asıl zararı veriyor.
Gerçekten tehlike boyutunda bir kirlilik varsa bir yerleri suçlamadan önce kirliliğin temel sebeplerini görmek lazım ki çözüm üretmek için sorunun kaynağı bulunsun. Aslında Denizlerimizi kirleten unsurlar gözümüzün önünde.
Derelerden gelen suların taşıdığı atıklar denizi beslemek yerine kirletiyor.
Gezi tekne ve botlarından kontrolsüzce dökülen sintineler denizin en görünmez ama en zehirli düşmanı olarak kirletiyor.
Direk denize boşaltılan kanalizasyon artıkları doğrudan biyolojik ve kimyasal kirlilik yaratıyor.
Karasal nedenlerden dolayı yada rüzgar ve insan eliyle denize bırakılan yüzeydeki çöp ve plastikler hem görüntü kirliliği hem de ekosisteme ciddi zarar veriyor.
Deniz, akıntı ve dalgalarla kendini belli dönemlerde temizleyebilir. Ancak aşırı karasal ve insan kaynaklı kirlilik hem görüntü hem de biyolojik açıdan rahatsızlık veriyor. Yosun atıkları, poşetler, pet şişeler çer çöp yalnızca gözümüzü değil, geleceğimizi de kirletiyor.
Bu işin Çözümü için yapılması gereken bellidir;
Yüzeydeki atıkların gerek makinalarla gerekse insan eliyle düzenli olarak temizlenmesi şart.
Sorun yaşanan bölgelerde mücadele başlatılması için yetki sınırlarının önceden belirlenmesi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı mı, Büyükşehir mi, yoksa yerel belediye mi sorumlu? Bu belirsizliklerin derhal giderilmesi şart.
Sorumluluk bilinci ile yetkili kurumlar devamlı kontrol ve takipte kalıp en ufak bir kirlilik başlangıcında işini yapmasının yanında, vatandaşın da kendi payına düşeni yerine getirmesi şart.
‘’İşin aslına bakarsak Denizlerimizi kirleten Biziz. Çöplerimizi denize bırakan, sintineyi boşaltan, kanalizasyonu arıtmadan akıtan yine Biziz. Belediyeyi veya sorumlu kurumları suçlamak kolaydır; ama asıl mesele sorumluluğu paylaşmak ve çözüm üretmektir.
Alanya’nın denizi, turizmi ve geleceği için yapılması gereken, sosyal medyada yaygara koparmak değil, temiz bir deniz için el birliğiyle çalışmak ve yapıcı öneriler sunmaktır’’
Bu günlükte yazımıza ‘’Alanya’nın mavilikleri kıyıya çer çöp değil, umut taşısın’’ diyerek son noktayı koyalım.
Kalın sağlıcakla…