Asrın felaketi 6 Şubat depreminden sonra ilk kez Hatay Kırıkhan’a gittim geçtiğimiz hafta. Adana’yı geçip de Hatay sınırlarına ulaştığımda tedirginlikle karışık heyecanlı bir duygu durumuna geçtim bir an. Her alanını ince ince gözlemleme hissiyatı girdi içime. İskenderun Limanı’ndaki devasa yangın sanki halen devam ediyormuş gibi heyecanlı bakışlarıma ev sahipliği ederken, sanki daha yeni söndürülmüş gibi de ohhh be dedirtti. heyecan ve tedirgin tutumum devam ederken Hatay Kırıkhan’a girdiğimde hayatın normal akışı inşaat yapımları arasında devam ederken, boydan boya caddelerini dolaşma imkanı buldum. Oldukça uzun olan caddelerde seyir halindeyken özellikle ciğerci esnafının yoğunlukta bulunduğu bölüm dikkatimi çekti ve o esnaflardan birine oturup ciğer sevmeyen biri olarak meşhur ciğer kebaplarını deneyimlerken gelen geçenle muhabbet etme imkanı buldum. Kırıkhan’da hayat oldukça hızlı akıyor. Apartmanlar bloklar halinde dikilirken bir arkamızda bulunan Kanatlı caddesinde hummalı çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Herkese yaşam alanları tesis edilmiş, esnafa dükkanları teslim edilmiş. Önlem amaçlı hali hazırdaki yerlerin yıkımı gerçekleştirilip yenileri inşa aşamasında. Halkın erkeklerine iş imkanının da bu sayede sağlanıyor olması ayrı bir kolaylık. Depremden sonra üçüncü yıla girerken bölgede yaşayan vatandaşlarımızın evlerinin erzak ihtiyaçlarının halen karşılanıyor olması ,esnafın vergi ve benzeri
durumlardan muaf olması, devletin ve milletimizin desteğinin devam ettiğini duymuş olmam inanılmaz gururlandırdı. Çayımı yudumladığım esnada gelen bir dilenciye verdiğim küçük bir parayı gören diğer esnaf şöyle söyledi: ”Bunlar Reyhanlı’dan bir otobüse doluşup sabah erken saatte gelip aksam saat beşe kadar mesai yapıyor ve iyi kazançları var” dedi. Bu sözler halkın ne kadar normal bir yaşama sürecinde olduğu hissi uyandırdı bende. Köy evleri diye nitelendirilen devasa alanlardaki yaşam alanlarının her biri müstakil villa konseptinde ve bence muhteşem güzellikte. Hatay-Maraş yolu güzergahı boyunca hem köy evleri hem konteyner evlerden muazzam derecede fazlaca var. Yolculuğum Kahramanmaraş’a doğru devam ederken deprem döneminde yaşanılanlar geçti bir bir gözümün
önünden. Kapalı çarşıya geldiğimde o eski sinerji ve kalabalığın artık oralarda olmadığını gördüm. Buralarda da inşaat yapımları devam ediyor. Halkın hayata
tutunma azmi benim de hayata bakış açımı değiştirmeme neden oldu. İşinde gücünde olup helal kazanç sağlamak isteyen insanlar bir yolunu buluyor. Konteyner evleri işyeri olarak kullananlar ne çok. Butiği olan kıyafetleri asarken öyle bir sergilemiş ki detaylı bakılmasa konteyner ev olduğunu anlamaya bin şahit
gerek. Ayakkabıcı esnafı ayakkabılarını sergilerken, kafeler incelikle süslenirken hizmette kusur da etmiyorlar. Esnaflardan bir tanesi şöyle dedi :“Ülkü hanım deprem zamanında sabah öğlen aksam birer portakal yiyerek hayatta kalınabileceğini öğrendim ben. Çoğa tamah etmek nefse büyük yükmüş” dedi. Depremin izleri kolay silinmeyecek olsa da İnsanların birbirini desteklediği, umutların yeniden yeşerdiği tüm güzelliklerin bizleri beklediği nice umut dolu yarınlarımız olması duasıyla..
Kalın sağlıcakla…