Lipödemde beslenmenin yeri

“Diyet yapıyorum, kilo veriyorum ama bacaklarımdaki görüntü değişmiyor.”

Özellikle kalça, basen ve bacak bölgesinde orantısız yağlanma yaşayan kadınlardan duyulan bu cümle, her zaman yalnızca kilo verme süreciyle açıklanamayabilir. Çünkü bazı durumlarda söz konusu olan basit bir bölgesel yağlanma değil, lipödem olabilir.

Lipödem; çoğunlukla kadınlarda görülen, özellikle alt ekstremitelerde iki taraflı ve orantısız yağ dokusu birikimiyle karakterize kronik bir yağ dokusu hastalığıdır. Ağrı, dokunmaya karşı hassasiyet, kolay morarma ve gün içerisinde artabilen şişlik de tabloya eşlik edebilir. Ayakların genellikle etkilenmemesi de lipödem açısından dikkat çekici özelliklerden biridir.

Lipödemde neden “diyet yaptım ama o bölge gitmedi” denir? Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Lipödem dokusu, klasik yağ dokusundan farklı davranabilir.

Kilo kaybı sırasında vücuttaki genel yağ dokusunda azalma meydana gelebilirken lipödemden etkilenen bölgelerde aynı oranda değişim görülmeyebilir. Bu nedenle kişinin tartıda kilo kaybetmesine rağmen bacak ve kalça bölgesindeki görüntünün beklendiği kadar değişmemesi mümkündür. Güncel kılavuzlar da lipödem dokusunun diyet ve egzersize dirençli olabileceğini, buna karşın eşlik eden fazla kilonun yönetilmesinin sağlık ve semptomlar açısından önemli olduğunu belirtmektedir.

Bu noktada yapılması gereken, “daha az yemeliyim” diyerek kaloriyi sürekli düşürmek değil; vücudun ihtiyaçlarını karşılayan, sürdürülebilir ve kişiye özel bir beslenme modeli oluşturmaktır.

Peki lipödemde nasıl beslenilmeli?

Lipödem için herkes için geçerli, hastalığı ortadan kaldıran tek bir “mucize diyet” bulunmamaktadır. Güncel çalışmalar özellikle Akdeniz tipi ve düşük karbonhidratlı beslenme modellerinin; vücut ağırlığının yönetimi, metabolik sağlık ve inflamasyon açısından potansiyel yararlarını araştırmaktadır. Ancak lipödem için kesinleşmiş tek bir beslenme protokolü olduğunu söylemek için mevcut kanıtlar henüz yeterli değildir.

Bu nedenle beslenmenin temelini;

  • Sebze ve meyveler,
  • Tam tahıllar ve uygun porsiyonlarda kompleks karbonhidratlar,
  • Yeterli protein,
  • Zeytinyağı ve diğer kaliteli yağ kaynakları,
  • Balık ve omega-3 kaynakları,
  • Kurubaklagiller,
  • Yeterli posa ve sıvı

oluşturan dengeli bir model oluşturmalıdır.

Özellikle yüksek oranda işlenmiş gıdaların, ilave şeker içeren ürünlerin ve besin değeri düşük enerji kaynaklarının sık tüketiminin azaltılması; genel metabolik sağlığın desteklenmesi açısından önemlidir. Çoğu danışanın aklında aynı soru oluyor; “Gluteni tamamen bırakmalı mıyım?” Lipödem tanısı alan kişilerin önemli bir kısmı, internette karşılaştıkları bilgiler nedeniyle gluteni tamamen hayatından çıkarmaya çalışabiliyor. Ancak lipödem tanısı tek başına glutensiz beslenmeyi gerektirmez.

Çölyak hastalığı, buğday alerjisi veya glutenle ilişkili başka bir sağlık sorunu bulunmadığı sürece yalnızca lipödem nedeniyle gluteni tamamen bırakmanın bilimsel olarak gerekli olduğu gösterilmiş değildir. Gereksiz kısıtlamalar ise beslenmenin çeşitliliğini azaltabilir.

Amaç yalnızca tartıdaki rakamı değiştirmek olmamalı

Lipödemde beslenme tedavisinin en önemli noktalarından biri de burasıdır.

Kişinin kilosunda azalma sağlamak elbette gerekli olduğunda önemli bir hedeftir. Özellikle eşlik eden fazla kilo veya obezite varsa ağırlık yönetimi; metabolik sağlık, hareket kapasitesi ve lipödemin genel yükü açısından önem taşır. Ancak hedef yalnızca “bacaklardan kilo vermek” değildir.

Amaç; sağlıklı vücut kompozisyonunu korumak, gereksiz kilo artışını önlemek, yeterli besin ögesi alımını sağlamak ve kişinin yaşam kalitesini desteklemektir. Güncel uluslararası uzlaşılar da beslenme danışmanlığının bu çerçevede ele alınmasını önermektedir.

Sonuç olarak lipödemde çözüm, daha az yemek veya sürekli yeni bir diyet denemek değildir. Doğru tanı, kişiye özel beslenme planı ve gerektiğinde hekim, fizyoterapist ve diğer sağlık profesyonelleriyle birlikte yürütülen multidisipliner bir yaklaşım çok daha değerlidir.

Çünkü lipödemli bir bireye “neden kilo veremiyorsun?” diye sormadan önce, “Vücudunda gerçekten ne oluyor?” sorusunu sormak gerekir.