“Sağlıklı beslenmek pahalıdır.” Son yıllarda sağlıklı beslenme konuşulurken en sık duyduğumuz cümlelerden biri bu. Elbette gıda fiyatlarının yükselmesi, özellikle protein kaynakları, taze sebze-meyve ve kaliteli ürünlere erişimi bazı bireyler için gerçekten zorlaştırabiliyor. Ancak burada gözden kaçırdığımız başka bir hesap daha var: Bir gıdanın yalnızca fiyatına değil, bize ne sunduğuna da bakmak.
Bugün bir paket cipsin fiyatı yaklaşık 80 TL. Bir çikolata da benzer şekilde 80 TL civarında olabiliyor. Bu ürünleri tüketmek elbette yasak değil; ancak günlük beslenmenin temelini oluşturduklarında bize sundukları besin ögesi çeşitliliği oldukça sınırlı kalıyor. Yani ödediğimiz 80 TL’nin karşılığında ağırlıklı olarak enerji ve damak tadına yönelik bir ürün satın alıyoruz. Şimdi aynı markette başka bir rafa bakalım. Yaklaşık 50 TL’ye bir quark yoğurt alabiliyorsunuz. Protein açısından zengin, tok tutmaya yardımcı ve günlük beslenmenize anlamlı bir katkı sağlayabilecek bir seçenek. Yaklaşık 70 TL'lik kaliteli bir protein bar ise yine protein içeriğiyle ara öğünü daha besleyici hale getirebilecek bir alternatif sunuyor. O zaman karşımıza oldukça basit ama önemli bir soru çıkıyor:
Sağlıklı beslenmek mi gerçekten pahalı, yoksa biz yalnızca sağlıklı olarak gördüğümüz ürünlerin fiyatını mı hesaplıyoruz?
Çünkü aynı bütçeyle market sepetine ne koyduğumuz, beslenmenin maliyetini belirleyen en önemli noktalardan biri. Üstelik sağlıklı beslenmek için her zaman “özel”, “fit”, “şekersiz” veya ithal ürünler satın almak da gerekmiyor. Yumurta, yoğurt, ayran, kuru baklagiller, bulgur, yulaf ve mevsim sebzeleri gibi temel besinler hâlâ besleyici ve ekonomik seçenekler arasında. Buradaki asıl yanılgı, sağlıklı beslenmeyi pahalı ürünlerle eşleştirmek.
Bir ürünün ambalajında “fit” yazması onu otomatik olarak sağlıklı yapmadığı gibi, sağlıklı beslenmek de marketteki en pahalı ürünleri satın almak anlamına gelmiyor. Aslında market alışverişinde kendimize şu basit soruyu sormamız gerekiyor:
“Bu 80 TL bana yalnızca birkaç dakikalık bir tatmin mi sağlayacak, yoksa beslenmeme gerçek bir katkı mı sunacak?” Elbette herkesin bütçesi, ihtiyaçları ve alışveriş alışkanlıkları farklıdır. Ancak sağlıklı beslenmenin yalnızca yüksek gelir grubuna ait bir yaşam biçimi olduğu düşüncesi doğru değildir. Çoğu zaman mesele ne kadar para harcadığımızdan çok, o parayı nereye harcadığımızdır. Bir başka ifadeyle; sağlıklı beslenmenin maliyetini konuşmadan önce market arabamızın içeriğine bakmak gerekiyor.
Çünkü bazen 80 TL’lik bir cips “pahalı değil” kabul edilirken, 50 TL’lik besleyici bir yoğurt “sağlıklı olduğu için pahalı” olarak değerlendirilebiliyor. Belki de değiştirmemiz gereken şey beslenme bütçemizden önce, sağlıklı beslenme hakkındaki matematiğimizdir.