Müjde müjde, Antalya Alanya arası 36 dakikaya düşüyor.
Müjde müjde, Çevre yolu doğu etabı aralık ayında açılıyor.
Müjde müjde, Demirtaş köprülü kavşağı aralık ayında bitiyor.
Müjde kelimesi, halkın kulağında umutla yankılanan bir çağrıdır. Ancak bu çağrı, seçim dönemlerinde sıkça tekrarlanıp içi boş vaatlere dönüştüğü için, artık günümüzde umut değil, alışılmış bir hayal kırıklığı halini aldı.
Alanya kamuoyu olarak bu tür müjdeleri defalarca duyduk. Alanya-Antalya Otoyolu’nun 2028’e kadar tamamlanacağı sözü, Gazipaşa Havalimanı’nın yüzde 50 büyütüleceği vaadi, Alanya Tıp Fakültesi Hastanesi’nin yapılacağı açıklaması… Hepsi kulağa tanıdık geliyor. Hatta belki raylı sistem bile olabilir deniliyordu. Ama bu vaatlerin karşılığında somut adımlar, net takvimler, şeffaf süreçler göremiyoruz.
Alanya gibi hızla büyüyen, tarım ve turizmle beslenen ve bölgesel kalkınmada stratejik öneme sahip bir şehir için bu projeler hayati değer taşıyor. Ancak müjdelerin ardında gerçekçi planlar, bütçeler ve uygulama takvimleri yoksa, bu açıklamalar sadece seçim atmosferine yada güncel siyasi akıma dönük birer propaganda malzemesi olmaktan öteye geçemiyor. Halkın hafızası güçlüdür; verilen sözlerin tutulup tutulmadığını bilir, takip eder, sorgular. Bu nedenle müjde vermek kadar, verilen müjdenin arkasında durmak da siyasi ve vicdani bir sorumluluktur.
Öte yandan, yıllardır konuşulan ama hâlâ netleşmeyen projeler de var.
Doğu Çevre yolunun devamı, Konya Alanya Kuş Yuvası yolu, Mersin-Antalya sahil yolu, Onkoloji Hastanesi, Payallar Devlet Hastanesi gibi bölge halkının doğrudan yaşam kalitesini etkileyecek yatırımlar hakkında hâlâ kamuoyuna açık ve net bilgiler sunulmuyor.
Bu projelerin durumu, bitiş tarihleri, hangi aşamada oldukları gibi detaylar ya belirsiz ya da tamamen göz ardı edilmiş durumda.
Oysa Alanya halkı, artık sadece umut değil, verilen sözleri biran önce görmektir. Alanya’nın gelişimi için verilen her söz değerli olmalıdır.
Ancak bu değer, sözün arkasındaki irade ve uygulamayla ölçülür.
Gerçekleşmeyen vaatler, sadece halkın güvenini değil, şehrin geleceğini de zedeler. Alanya’nın turizm ve tarım kimliği, kültürel dokusu ve toplumsal dinamizmi, günü kurtaran değil, geleceği inşa eden projelere ihtiyaç duymaktadır.
Bu günlükte yazımıza ‘’Alanya halkı popülist boş müjdeleri değil, icraatları ve karşılığı olan realist müjdeler duymak istiyor.’’ diyerek son noktayı koyalım..
Kalın sağlıcakla…!