Sevgili okurlar, eskiden “bilmiyorsan bir bilene sor” derlerdi. Sonra bir dönem “Google Amca’ya sor” modası başladı. Şimdi ise karşımızda adeta herkesin “akıllı arkadaşı” var: Yapay zekâ. Ciddi ciddi konuşuyor, şiir yazıyor, yemek tarifi veriyor, hatta isterseniz sizi motive ediyor. Geçende eşim ‘’yapay zeka güzel karpuz seçiyor’’ dedi. Nasıl yani? Yapay zeka? Karpuz? Sonra anlatmaya başladı; seçenekleri biraz azaltıp, 3-4 karpuzun fotoğrafını çekip, yapay zekaya yüklendiğinde, içlerinden bir karpuzu seçtiğini ve şimdiye kadar bunun işe yaradığını söyledi… Tek kelimeyle; etkileyici!
Bir dostum ise muhabbet esnasında, “Hayatla ilgili kararlarımı artık yapay zekâya danışıyorum” dedi. İlk başta güldüm, sonra düşündüm... Belki de gerçekten bazı insanlar, bir kararı uygulamaktan değil , verdiği kararın sorumluluğunu taşımaktan korkuyor. Çünkü artık düşünmek yerine sormak, hatırlamak yerine aramak, ve ne yazık ki sorumluluk almak yerine öneri almak kolayımıza geliyor.
Ben de sordum elbette, merakıma yenik düştüm: “Mutluluk nedir?” dedim. Cevap geldi anında: “Mutluluk, bireyin tatmin olduğu psikolojik durumdur.” Bir an durdum. Dedim ki içimden, bu kadar basit mi gerçekten? Oysa bana sorsaydınız derdim ki: Mutluluk; elindekilerle yetinmeyi, hedeflerine giden yolu çiçeklerle süslemeyi öğrenme sanatıdır. Mutluluk; ulaşılması gereken bir nokta değil, o noktaya giderken ki süreci güzelleştirmektir.
Yapay zekâ çoğu zaman kusursuz yanıtlar verebiliyor. Ama konu insani duygu ve derinlikler olunca, tıpkı bir yapay çiçeğe dönüşebiliyor. Görünüşü kusursuz… Ama bir çiçeği koklamanın verdiği o hissi asla veremiyor. Bu yüzden ben, yapay zekânın söylediklerini her zaman koşulsuz kabul etmemek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü hızla verilen bu yanıtlar, bizim için her zaman mükemmel cevap değildir bence.
Ama bir gerçek var ki; gelecek yapay zekâda. Tıpkı zamanında bilgisayarlar, ardından cep telefonları hayatımıza girdiğinde yaşadığımız dönüşüm gibi… Artık bu çağın son adımı da yapay zekânın hayatın her alanına entegre olması olacak. Bu dönüşüm öyle güçlü ki, kullanmamak değil, nasıl kullanacağımız sorusu önem taşıyor artık. Ben, yapay zekâya ne kadar hızlı ve bilinçli entegre olabilirsek, birey olarak da, toplum olarak da, hatta ülke olarak da dünyadaki konumumuzun buna göre şekilleneceğine inanıyorum.

Sonuç mu? Yapay zekâ artık hayatımızda ve kalıcı. Ama mesele teknolojiyle yarışmak değil, onu insan lehine çalıştırmak. Çünkü asıl gelişmişlik, bilgiye ulaşmakta değil, ulaştığın bilgiyi neye dönüştürdüğünde saklı. O yüzden mesele şu: Yeni çağın dilini öğrenirken, insan kalmanın zarafetini unutmamak.
Haftaya görüşmek üzere, mutlu haftalar dilerim.