COVID-19 pandemisi sebebiyle aşı araştırmaları gündemimize yerleşti. Hepimiz aşı denemelerini ve araştırmaları yakından takip ediyoruz. Bu arada sıkça tartışılan bir gündemimiz: yerli aşı üretimi yapılabilir mi? Bu yazımızda bu önemli soruya cevap vermeye çalışacağım. Öncelikle Sağlık Bakanlığımızın arşivlerinden milletimizin aşı üretimi ile ilgili mazisini konuşalım. Sonra günümüzdeki durumu daha kolay kavrayacağımızı düşünüyorum.
Biz bütün dünyada aşı çalışmalarında öncü olan bir milletiz. Ülkemizde aşı üretimi için çalışmalar ilk Osmanlı İmparatorluğu Döneminde başlamıştır. 1721 yılında İngiltere Büyükelçisinin eşi Lady Mary Montagu ülkesine yazdığı bir mektupta İstanbul’da çiçek hastalığına karşı “aşı denilen bir şey” (varilasyon metodu) yapıldığını hayretle bildirmektedir. Bu mektup aşı yapımına ilişkin ulaşılmış en eski belgedir.
Aşı üretim çalışmalarını yürütmekte olan Pasteur, çalışmalarını sürdürebilmek için dönemin devlet başkanlarına maddi katkı için yazı yazar, yazılardan birinin 2. Abdülhamit’e ulaşması sonrasında, II. Abdülhamit Hanyardım yapabileceğini ancak çalışmalarını İstanbul’da sürdürmesini ister, bu teklif Pasteur tarafından kabul görmeyince ikinci teklif oluşturulur, Pasteur’a Mecidiye Nişanı ile birlikte 10.000 altın yollanır, aynı zamanda Osmanlı’dan 3 kişinin de yanına asistan olarak yetiştirilmesi istenir.Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şâhâne’den müderris Alexander Zoeros Paşa’nın başkanlığı altında, Kaymakam (yarbay) Dr. Hüseyin Remzi ve Kaymakam (yarbay) Veteriner Hüseyin Hüsnü beylerin gönderilmesine karar verilir. Daha sonra bu ekip çalışmalara temel teşkil etmesi için “kuduz mikrobu” enjekte edilmiş bir kemik iliği ile Osmanlıya geri döner. 1887’nin Ocak ayında Zoeros Paşa’nın kliniğinde Daûl-Kelp ve Bakteriyoloji Ameliyathanesi (Kuduz Tedavi Müessesesi) kurulur. Bu kurum dünya’da üçüncü, doğunun ise ilk kuduz merkezi olmuştur. Daha sonra bu merkez difteri serumu da üretmiştir. Böylelikle aşı teknolojisi ülkemize çok erken bir dönemde girmiş oldu.
Geçmiş dönemlerde üretilen aşılara iki örnek vermek istiyorum. 1885`te dünyada ilk defa çiçek aşısı uygulaması için Osmanlı`da kanun çıkarıldı.1885`te dünyada ilk kuduz aşısı bulundu. 1887 Ocak ayı başında Kuduz aşısı Osmanlı`ya getirildi. Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şahane`de ilk kuduz aşısı üretildi.
Kurtuluş savaşı sırasında zor koşullar altında da hayvan ve insan aşıları üretilmeye devam edilmiştir. İstanbul’un işgali sonrasında aşı merkezi önce Eskişehir, daha sonra da Kırşehir’e taşınmıştır. Aynı dönemde Afyon’da da çiçek aşısı üretilmeye devam edilmiştir. Erzurum’daki
serum laboratuvarı Rus işgali sırasında Halep, Niğde, Sivas ve Erzincan’a taşınmış. Kastamonu’da da aşı üretimi yapılmıştır.Benzeri üretim Cumhuriyet döneminde de devam etmiş, 1928’de HıfzısıhhaEnstütüsü ile üretim merkezileştirilmiştir. 1940’lı yıllara kadar tifo, tifüs, difteri, BCG, kolera, boğmaca, tetanoz, kuduz aşıları seri üretimle oluşturulmuştur. 1968’de kurulan serum çiftliğinde tetanoz, gazlı gangren, difteri, kuduz, şarbon akrep serumları da üretilmiştir. Ülke de hastalıkların yok olması ile 1971’de tifüs, 1980’de çiçek aşısı üretimi sonlanmıştır.Ülkemizde aşı üretimi 1996’da DBT ve kuduz aşısı, 1997’de BCG aşı üretiminin kesilmesi ile sona ermiştir. Osmanlı İmparatorluğunda ilk aşı üretimi ve uygulanmasının başından beri aşı lojistiği, uygulanması ile hastalıkların önlenmesi ücretsiz olarak Devlet eliyle yürütülmektedir.
Şu anda maalesef aşı üretimi açısından dışa bağımlıyız. Fakat biz mazimizin şanlı ışığında aşı üretebilecek bir milletiz. Yeterli altyapı, donanım, beyin gücü ve kurumlarımız mevcuttur. Azim ve kararlıkla bu ülkede üretemeyeceğimiz aşı yoktur. Sağlık Bakanlığımız da aşı stratejisini yerli aşı üretimi olarak belirlemiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında bile aşı üretip bir taraftan salgın hastalıkları önlerken, bir taraftan da üretim fazlasını dış ülkelere satarak ordumuza silah temin eden ruh ölmemiştir. Bu başarıların yeniden yaşanacağına ve çok stratejik niteliği bulunan aşı, ilaç, medikal sektörlerinde yerli üretimin en kısa sürede olacağına inanıyoruz. Yerli üretimi yapılacak aşıların ilkinin COVID-19 olması mümkündür. Sağlıkla kalın. Saygılarımla.