Güneşe alışık olduğumuz Alanya’da geçtiğimiz günlerde dalga dalga gelen metrekareye düşen 125 kilogramın üzerindeki yağışla adeta nefesini tuttu.
Bir yandan günlerdir beklenen yağmur toprağa bereket taşırken, diğer yandan altyapının çöküşünü gözler önüne serdi.
Alanya güncelini meşgul eden bu durum için şimdi şu soruları sormak gerekli;
Bu yağışa sevinmeli miyiz?
Yoksa yıllardır ihmal edilen altyapının iflasına mı üzülmeliyiz?
Yada bu tabloyu siyasi prim malzemesi haline getirenlere mi kaygılanmalıyız?
Doğal afetlerin ardından ortaya çıkan aksaklıklar aslında yeni değil. Yıllardır yatırım yapılmayan, sorunları görmezden gelinen bir altyapının doğal sonucudur.
Bugün düğün dernek gezip, Alanya için belirgin bir düşünce, fikir ve proje ortaya koymadan siyasi söylemlerle gündeme gelenlerin sesleri yükseliyor. Oysa gerçek şu ki, dün hizmet edemeyenlerin bugün konuşurken aynaya bakmayı öğrenmesi gerekiyor.
Her doğal afet, altyapısı sağlam bir şehir için bir sınavdır. Bu sınavı geçmek için hesap yapmayı, önlem almayı ve geleceği planlamayı bilmek gerekir. Çünkü siyaset geçicidir; Alanya kalıcıdır.
Alanya’nın geleceği günü kurtarmak için yapılan siyasi açıklamalarda değil, uzun vadeli ve akılcı yatırımlarda saklıdır. Yağmurun bereketini afete dönüştürmemek, ancak bu şehre gerçekten hizmet etmeyi bilenlerin elinde mümkündür.
Bu noktada Alanya’da yapılması gereken bellidir:
Önceliklerin tespit edilerek envantere aktarılarak acil altyapı ihtiyaçları belirlenmeli.
Durumu doğru analiz edip sıralayarak önceliğe göre yatırımlar planlanmalı.
En önemlisi de merkezi hükümet ve yerel işbirliğiyle merkezi hükümetin desteğinde, yerel belediyenin rehberliğinde iyi bir planlama ile işler yapılmalıdır.
Kökten çözüm gerektiren kronikleşen sorunlar ertelenmeden, biran önce hiç beklenmeden kökten çözülmelidir.
Yazımıza ‘’Yağmur geçer, ihmal kalır, Siyaset biter, Alanya kalır’’ diyerek son noktayı koyalım.
Kalın Sağlıcakla…