Bu hikaye doğduğumuzda kulağımıza okunan ezan ile başlayıp öldüğümüzde okunan sela ile sona eriyor.
Hayatın keyfine ve hüznüne bambaşka bir frekanstan eşlik eden sanatın kolu ‘’müzik’’…
O kadar şanslıyız ki müziğin farklı tınılarına şahit olduğumuz bir coğrafyadayız… Bir çok devletin tarihler boyunca hüküm sürdüğü, beslediği, renkleriyle boyadı topraklar… Anadolu…
Genç bir mühendis ve müzisyen olarak genlerimizde işlenmiş olan bu sanatı siz okurlarla birlikte keşfe çıkacağız.
Bir sanat düşünün, gözlerinizi kapatıp dinleyince sizi oluştuğu tarihe, coğrafyaya götürsün. Bir sanat düşünün duyunca ağlatan, güldüren, heyecanlandıran, korkutan… Oluştuğu süreci size anlatsın. Bir sanat düşünün sayfaların, duyguların özeti şiirle buluşsun, içinizi yaksın kavursun. Dünden bu güne doğumlara ve ölümlere, savaşlara ve barışlara, ayrılık acısına ve kavuşma sevincine, hasrete, gurbete, sevgiliye, kardeşe, arkadaşa birer ses, soluk ve çağrı olsun.
Kendi müziğimizden başlayarak Dünyaya açılmaya, bu duyguların hepsini birlikte keşfetmeye çıkacağımız bir serüvene birlikte başlıyoruz…
Öyleyse hadi bizim müziğimizle başlayalım. ‘’Türk Müziği’’
Türk Müziğimiz ‘’Türkü’’ ve ‘‘Şarkı’’ formlarında ele alınabilir. Türkülerimiz Anadolu’nun her yerine yayılmış, kendine has tavrı olan mızrapların dizelerle birleşmesiyle hayat bulmuştur. Şarkılarımız ise Mezopotamya ve Anadolu’nun her noktasından beslenen, farklı renklerde makamsal ezgilerle oluşmuş, işin içine divan edebiyatımızın girmesiyle aruz ölçülerimiz, şarkılarımızın ritimleriyle adeta birbirini tamamlamıştır. Halk şairlerimizin sözleriyle farklı tavır ve üsluptaki ezgilerimiz birleşince bir dünya oluşturmuş, bu iki form geçmişten günümüze çoğalarak gelmiştir.
İki müzik formu içinde ismi bilinen, eserleri günümüze taşınan, notaları yazılmış, derlenmiş binlerce eser mevcuttur. Derya deniz kabul edilen böyle bir arşive sahip dünya üzerindeki sayılı milletlerden biri konumundayız.
Kendi öz müziğimizin dışında bu coğrafya, Batıdan gelen farklı müzik kültürlerine de kucak açmış. Hatta bu tarzları öylesine benimsemiş ki öğrenimlerine konu etmiş ve bu konuda eğitim dahi verebilecek konuma gelmiştir. Klasik Müzik, Jazz, Blues vb. tarzlar Türkçemizle bütünleşmiş, makamlarımız ve edebiyatımızla baştan yaratılmışçasına özdeşleşen Tangolar kültürümüzde yer bulmuştur.
Önümüzde bunları birlikte inceleyecek, araştıracak ve öğrenecek uzun bir süreç var. Güncelliğimizi koruyarak, hep okuyup dinleyerek ilerleyecek, sanatın, müziğin aydın bir birey olma yolunda bize rehberlik etmesine izin vereceğiz.
Bir serüven gibi, müziğin bizi Dünyanın dört bir ucuna götürmesine hazır olun.