Bazen neden yazdığımızı anlamıyorum…

Sonra… kuşların kanat çırptığını, hayatın içinde her şeyin, hepimizin bir yeri ve amacı olduğunu hatırlıyorum.

Ve madem yazıyoruz o zaman hakkını verelim.

Son günlerde Alanya’yla ilgili hoş olmayan şeyler duyuyoruz. Bazıları otellerden şikayetçi, bir çoğumuz sahilden. Ama denizin bir kabahati yok. Yine insan baş rolde!

İnsan kaybetmeden elindekinin değerini bilmiyor. Ve kıymeti bilinmeyen her şey de deniz kumu gibi akıp gider bir gün.

Kimse etrafa çöp atmasa mesela. Çok büyük kahramanlıklara gerek yok ayrıca. Ama bu da bir hayal kadar uzak artık.

Hepimizin yanında taşıdığı halde “aynalar” hiç bu kadar kör olmamıştı…

Mükemmel ve birbirinin kopyası yüzlerin içinde ara ki bulasın masumiyeti. Ya da insanlığı.

Ama belki de bunları anlatmayı bırakmalıyız. Onun yerine modası geçmiş bazı şeyleri konuşmalıyız. Yeniden gündem etmeliyiz. Örneğin en yakınımızdaki fırının askıda ekmeğini anlatmalıyız. Toplu taşımada büyüklere yer vermek için yarışan gençleri konuşmalıyız. Birse beş gibi…beşse on gibi. Hatırlamalıyız. “Biz öyleydik” demeliyiz.

Biliyorum, bazıları katılmayacak. Hayatın bir döneminde aksamak, birileri tarafından ezilmek ezmeyi gerektirmez. Öğrendiğimizi sandığımız bazı şeyler belki paslandırıyor bizi. Bir düşünelim!