Alanya ekonomisinin en güçlü dinamiklerinden biri olan, daha çok yabancıya yönelik olması ile dikkat çeken konut satışında kısıtlama kararları sektörün şartelini indirdi. Göç İdaresi tarafından yabancıya ikamet amaçlı konut satışında alt limitin 75 bin dolardan 200 bin dolara yükseltmesi, bazı mahallerin ikamete kapatılması, siyasi güven sorunu, artan maliyetler mevcut sonucun yaşanmasında önemli rol oynadı.
200 bin dolar yatırımın zorunlu olması mevsimlik ikamet amaçlı 1+1, 2+0, 2+1 olarak küçük konut alma eğilimindeki yabancıları kaçırdı. Bu durum sadece gayrimenkul sektörünü değil; inşaattan mobilyaya, turizmden hizmet sektörüne kadar geniş bir tedarik zincirinin vurgun yemişe döndürdü. Bir konut üretilip satıldığında yalnızca tapu sahipleri değil bir çok sektör bundan nemalanıyordu. Boyası, mobilyası, beyaz eşyası, elektriği, suyu, interneti derken herkes kazanıyordu. Sektörün olumsuz etkilendiği bir durum nedeniyle çok sayıda firma battı, her ay bir konkordato talebi ve kararı çıkıyor.
Alanya’da ALTSO, MÜTBİR, ALEKOD gibi sektörde etkilenenlerin üye olduğu kurumlar defalarca konuyu hem yerelde hem genelde gündeme taşıdı, ama karar vericiler harekete geçmedi.
Geldiğimiz noktada konut ihtiyacı sürüyor ama üretecek müteahhit yok, çünkü maliyetler fırlamış, arsa bedelleri uçmuş durumda. Sektörün önünün açılması için umutlar bitmiş değil, ancak radikal çözümlere acil ihtiyaç var ve buradaki çözüm noktası iktidarın vereceği karardır.
AK Parti ve MHP’nin yerelden genele yönetim kademesi bu konuda Ankara’ya baskı kurmalı. Eminim ki onlarda bu işin acısını çekiyordur, çünkü birçok müteahhit ve emlak danışmanı Cumhur İttifakı temsilcisi ya da yakın siyasi görüşte.
Son 10 yılın sayısal aritmetiğine bakıldığı zaman yabancıya konut satışında Alanya’da rekor 14 bin 127 ile 2022 yılına ait. 2023’de ivme iyiye giderken 16 Ekim 2023 itibariyle satış bedeli 200 dolara çıkınca yükseliş trendi durdu ve o yıl 8 bin 504 satış ile kapandı. Sonrası ise asla eskisi gibi olmadı. 2024’de 5 bin 968’ 2025’de 3 bin 222’ye geriledi. Bu satışların bazıları da geçmişte sözleşmesi yapılan ancak yeni tamamlanan veya devri yeni yapılan satışlar.
Sektörün bir başka beklentisi ise Hazine ve Maliye Bakanlığının satış değerini düşük gösterenlere yönelik ‘değer barışı’ uygulaması.
Umudu tükenen sektörün küllerinden yeniden doğuşunu katkı sunmak ülke ve bölge ekonomisine de katkı sunmaktır. Aksi halde konkordatoların sonu gelmez ve sadece inşaat sektörü ile sınır kalmaz.