Herkese yeni haftadan selamlar. Bu hafta sizler ile çocukları ve çocukluğu konuşalım istiyorum.

Çocuk olmak, çocukluk hepimizin aslında en unutulmaz en masum anılarımıza şahitlik eden dönemimiz. Hepimiz zaman içinde büyüyüp yol alırken dönem dönem kendi çocukluluğumuza yolculuklar yaparız. O anları anımsamak kimi insan için en güzel yılları anmak kimi insan içinse en derinde sakladığı yaralarının adresidir. Her birey şuanda içinde vuku bulduğu kimliğinin temeli yatını çocukluğundan alır. Bu temeli yattan aldığımız kaynaklar ile aslında gelecekte nasıl bir ebeveyn olmak istediğimizi de şekillendirmeye başlarız. Kişinin ebeveyn olduktan sonra çocuğu ile nasıl iletişim kurduğu, büyütürken nelere dikkat etmesi gerektiği gibi konular da yaşadığı çocukluktan getirdiği dinamikler ile çok ilgili olabilmektedir.

Hepimizin kafasında bu detayları neden konuştuk diye geçebilir, hemen açıklamak isterim. Biz yetişkinler çocuk sahibi olduktan sonra aslında kendimizin de bir çocuk olduğunu unuturuz. Anne baba olduktan sonra çocuğumuzun sergilemiş olduğu davranışları, tutumları anlamakta zorlanabilmekte ve çocuğumuz ile sorunlar yaşayabildiğimiz gözlemlenmektedir. Peki, çocuklar ne söylüyor büyükler ne anlıyor? Çocukları büyütürken en sık yapılan hataların başında çocuğa sanki bir yetişkinmiş gibi davranılması gelmektedir. Hâlbuki adının anlamını sonuna kadar taşıyor; çocuk işte… Bir çocuk sadece kendi yaşı kadar, öğrendikleri kadar size aktarım yapabilir ve genellikle bu aktarım davranışlar yolu ile olur. Bir çocuk size bir şeyler anlatmak istediğinde sözel ifadeler yerine davranışlarına odaklanmanız onu anlamanıza çok yardımcı olacaktır. Çocuğunuzun normal süreçte sergilediği davranışlara bakarak her zaman yaptığı davranışlar dışında göstermiş olduğu bir davranış varsa orada bir problem olduğu düşünülebilir. Eğer bir çocuk çok hareketliyken bir anda içine kapandıysa veya tam tersi bir durum sergilemekteyse çocuğunuzun iç dünyasında size anlatmak istediği bir şeyin olduğu düşünülmelidir. Çocukların kendilerini ifade etmekte kullandıkları bir diğer yöntem de ağlamaktır. Ağlamak bir çocuğun yine sözel olarak ifade edemediği bir durumun dışavurumu olabilmektedir. Ağlamak bazen de bir çocuğun istediklerine ulaşma, istediğini yaptırma şekli olabilmektedir. Bu noktada ailenin çocuğunu çok iyi gözlemleyip davranışın gerçek sebebini öğrenmesi gerekmektedir. Çocuk için bir diğer ifade ve öğrenme şekli de taklit ve rol model alarak öğrenmedir. Çocuk evde, okulda, dış ortamlarda gördüğü her türlü davranışı kopyalar ve deneyimlemek ister. Bu yüzden çocuğun karşılaştığı her türlü durum davranışlarında görünür olacaktır. Ailelerin çocuğun deneyimlediği davranışları gözlemleyip iletişim kurmaları olumsuz bir sürecin önüne geçmekte etkili olacaktır. Tüm bunların yanında eğer bir çocuğu anlamak, size ne söylemek istediğini öğrenmek istiyorsanız oyun dilini, oyunu sıklıkla kullanmalıyız. Çünkü çocukların en saf ve şeffaf şekilde kendilerini yansıttıkları ortam oyun oynadıkları anlarda saklıdır.

Sevgili okuyucular anne babalık bir deneyimdir, bir yolculuktur. Mükemmel ebeveynlik diye bir tanım yoktur. Anne baba olarak süreçten keyif almak çocuğunuz ile geçirdiğiniz güzel anlar en unutulmaz zamanlar olarak hafızanızda yer edecektir.