Alanya’nın yıllardır sırtında taşıyıp çözüm üretemediği D400 karayolu artık sadece bir ulaşım hattı değil; biriken sorunların, ihmallerin ve plansızlığın sembolü haline gelen kronik bir vakadır. D400 denilince hiç kimsenin kullanmak istemediği ama mecbur olduğu insanların strese girdiği alternatifi olmayan Alanya Antalya arası ulaşımın dert yumağı halini almış bir güzergah karşınıza çıkar.
Bu yol, yazın turizm yoğunluğu, kışın yerel yaşamın ihtiyaçları, okul dönemlerinde servis trafiği, acil sağlık ulaşımı ve havalimanı bağlantısı gibi çok yönlü bir yük taşıyor. Ancak bu yükü kaldırabilecek altyapıdan yoksun olması, her dönem farklı bir krizle karşımıza çıkmasına neden oluyor.
Yaz aylarında yaşanan yoğunluk, turizm sektörünü doğrudan etkiliyor. Antalya Havalimanı’na inen bir turistin Alanya’ya ulaşması saatler sürebiliyor. Bu durum hem bölgenin cazibesini azaltıyor hem de turizm gelirlerini dolaylı olarak sekteye uğratıyor.
Kış aylarında ise okul servisleri, yerel halkın günlük ulaşımı ve ticari taşımacılık aynı yolu kullanmak zorunda kalıyor. En ufak bir kaza, yol çalışması ya da hava koşulu tüm trafiği kilitliyor. Hastaneye yetişmeye çalışan bir ambulans, işine geç kalan bir çalışan, çocuğunu okula götüren bir veli, hatta yakıt israfı ... Hepsi aynı düğümün içinde sıkışıyor.
Bu yolun en büyük sorunu, bir alternatifi olmaması. Alternatif bir güzergâhın olmayışı, yaşanan her problemi büyütüyor. Eğer ikinci bir yol, otoban, raylı sistem ya da transit geçiş imkânı olsaydı, mevcut sorunlar en azından hafifletilebilirdi. Ancak tek arterli bir sistemde, her aksaklık zincirleme bir felakete ve sorun yumağına dönüşüyor. Bu durum sadece bireysel mağduriyetler değil, bölgesel gelişimi de komple sekteye uğratıyor.
Alanya gibi turizmde marka olmuş bir şehir, ulaşımda bu kadar kırılgan olmamalı. Bu yolun kronikleşmiş sorunları artık teknik bir mesele değil; sosyal, ekonomik ve hatta psikolojik bir yük haline geldi. İnsanlar bu yolu kullanırken stres yaşıyor, zaman kaybediyor, güvenlik riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle acil ve kalıcı bir çözüm üretilmesi şart.
Çözüm üretirken sadece teknik kurumların değil, yerel yönetimlerin, belediyelerin, sivil toplumun ve siyasi aktörlerin ortak akılla hareket etmesi gerekiyor. Bu mesele siyaset üstü bir konudur.
Alanya hepimizin olduğuna göre; o zaman bu yolun geleceği için hep birlikte kafa yormamız gerekiyor. Üniversitelerimizin bilimsel desteğiyle, Belediyenin görüşü alınarak, Karayolları Genel Müdürlüğü teknik çalışmaları sunularak, Sivil toplum kuruluşlarının lobi çalışmaları ile en önemlisi de halkın talepleri dikkate alınarak Ankara gündemine bu yol sokulmalıdır.
Bu günlükte bu kadar diyerek yazımıza ‘’Bu yol, sadece bir asfalt şeridi değil; Alanya’nın nefes borusu, yaşam hattı ve geleceğe açılan tek kapısıdır’’ diyerek son noktayı koyalım.
Kalın sağlıcakla…