Değerli okuyucularım, beş yıl önce yine bu köşede “Alanya’da STK’lar Ne İş Yapar?” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.
Bugün aynı konuyu ele alıp aynı soruyu yeniden sormak istiyorum: Alanya’da STK’lar gerçekten ne iş yapar? Gördüğüm kadarıyla, o günlerde olduğu gibi bugün de birçok STK’nın sahada elle tutulur bir faaliyeti yok. Seçimlerin konuşulmaya başlandığı şu günlerde belki bir katkımız olur diyerek bu konuyu yeniden ele alma ihtiyacı duydum.
Alanya, ekonomik büyüklüğüyle, nüfusuyla, turizmdeki ağırlığıyla birçok ili geride bırakmış bir şehir. Tarımda, ticarette, eğitimde, inşaatta ve emlakta da önde. Böylesine güçlü bir yapının, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve dernekler açısından da örnek teşkil etmesi beklenir. Ancak ne yazık ki bu beklenti ile sahadaki gerçekler arasında derin bir uçurum var. Ve bu uçurum, her geçen gün biraz daha büyüyor.
Alanya’nın birikmiş sorunları artık kronikleşmiş durumda;
Çevre tahribatı, plansız ve denetimsiz yapılaşma, kamu alanlarının işgali, emek sömürüsü, medya kirliliği, kamu düzeninin bozulması, ekonomik dar boğaz, trafik ve ulaşımda yaşanan sorunlar, bitmeyen yatırımlar ve daha fazlası… Liste uzayıp gidiyor.
Peki bu sorunlara kim gerçekten eğiliyor? Kaç kurum sahada? Kaç yönetici bu şehrin derdiyle dertleniyor? Cevap ne yazık ki acı: Birkaç istisna STK dışında, neredeyse hiç kimse.
Alanya’daki birçok oda ve dernek, (işini layıkıyla yapanları tenzih ederiz) tabelasındaki isimden, koltuğundaki konumdan ve kartvizitindeki unvandan başka hiçbir anlam taşımıyor. Çoğu toplum için değil, şahsi PR için var. Bazıları bu yapıları, özel işlerini büyütmek, çevre edinmek, protokole girebilmek için birer araç olarak kullanıyor. Sivil toplumun ruhu, katılımı, sorumluluğu çoktan unutulmuş. Yerine çıkar ilişkileri, sessizlik ve konfor geçmiş.
Bugün Alanya’da birçok STK, ne yazık ki “varmış gibi yapan” yapılara dönüşmüş durumda. Toplumun vicdanı olması gereken bu kurumlar, artık toplumun sırtında birer yük haline gelmiş. Görünürlükleri az, etkileri daha da az. Sorunlara karşı refleksleri zayıf, çözüm üretme kapasiteleri neredeyse yok.
Önümüzdeki günlerde birçok STK, oda ve dernekte seçimler var. Herkes bir şeyler vaat edecek. Ama üyeler, sadece vaatlere değil, geçmişe de bakmalı.
Kim ne yaptı, kim neler yapabilir?
Kim neyi değiştirdi, kim neleri değiştirebilir?
Kim sadece konuştu, kim ne kadar iş yapar?
Kim gerçekten elini taşın altına koydu, kim gövdesini taşın altına koyabilir?
Kim kurumu için ne yaptı, kim kurumunu ileri taşır? İşte bu sorular sorulmadan yapılacak her seçim, aynı döngüyü yeniden başlatır: Sorunlar büyür, kurumlar susar, şehir yerinde sayar.
Sivil toplum kuruluşları, toplumun vicdanıdır. Ama vicdan sadece var olmakla değil, harekete geçmekle anlam kazanır. İş dünyasından sanata, sağlıktan eğitime kadar birçok alanda faaliyet gösteren bu yapılar, toplum adına çalışan en belirgin sivil kaynaklardır. Ancak bu kaynaklar, sadece var olmakla değil, iş üretmekle, mücadele etmekle, kamu yararına tavır almakla anlam kazanır.
Bugün Alanya’da birçok STK, ne yazık ki bu anlamı yitirmiş durumda. Koltuklar konuşuyor, sorumluluklar susuyor. Etiketler öne çıkıyor, emekler geri plana itiliyor. Vizyon yok, cesaret yok, kamu yararı yok.
Bu nedenle tüm oda, dernek ve sivil toplum kuruluşlarının, Alanya’nın gerçek ihtiyaçlarına uygun şekilde çalışması gerekir. Aksi halde bu kurumlar, sadece tabela olarak kalır. Ve Alanya, hak ettiği toplumsal dinamizmi bir türlü yakalayamaz.
Bu günlükte yazımıza şu sözlerle son noktayı koyalım:
“Koltuklar değil, sorumluluklar konuşsun. Etiketler değil, emekler öne çıksın. Alanya’nın geleceği, bu kurumların bugünkü tutumuna bağlı. Ya gerçekten çalışırlar, ya da sadece tabela olarak kalırlar.”
Kalın sağlıcakla…