MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin büyük bir cesaretle insiyatif alarak yaptığı tarihi çağrısına verdiğim ilk tepki, 'Sayın Bahçeli durduk yere aklına geldiği gibi konuşan bir lider değil.
Elbette bir şeyler gördü ve düşündü.
Devlet aklıyla bin düşünür, bir konuşur.
Bence Devlet Bey, Türkiye Cumhuriyeti Devleti lehine büyük bir oyunu bozdu ve yeni oyun kuruyor.' olmuştu.
Sayın Bahçeli'nin tarihi çağrısının üzerinden yedi ay geçti ve terörsüz Türkiye yolunda süreç şimdilik saat gibi işliyor.
Terör örgütü PKK'nın kendini fesih ederek silah bırakma kararı, barış, anlaşma veya lütuf değil.
Yapılan açıklamalarda nüanslara takılıp kalmanın kimseye bir getirisi, faydası olmaz.
'PKK ne yapar' değil, 'Devlet ne yapar' demeliyiz.
Devlet iradesi, tecrübesi, aklı diye bir şey var.
Bu işler, 'ha' deyince olmuyor.
Sürecin dün başlamadığı, anlık söylem ve planla tarihi kararların alınmadığı açık seçik ortada.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) dersine çalışmış, süreci enine boyuna takvime bağlamış.
Kontrollü şekilde süreç ilerliyor.
Ülkede büyük bir beklenti ve umut oluştu.
Terörsüz güçlü Türkiye, barış ve huzur içinde insanca yaşamak için sürece her kesimin katkı sunması, destek vermesi tarihi bir sorumluluktur. 
Devlet Bahçeli'nin çağrısı ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın insiyatif alması, DEM Parti'nin çabalarıyla bu aşamaya kadar gelindi.
Muhalefetin de, özellikle ana muhalefet partisi CHP'nin güçlü desteğine mutlaka çok ihtiyaç var.
Vakit, 'hele bi görelim' deme vakti değil.