Herkese yeni haftadan selamlar sevgili okuyucular. Bu hafta sizlerle geçmişle yaptığımız hesaplaşmaları bunun ruh sağlığımız üzerindeki etkilerini konuşalım istiyorum.
Hayat yazarken ne kadar kısa ama yaşarken ne kadar uzun değil mi? Hepimiz hayatın içinde yol aldık, alacağız. Aldığımız yola baktığımızda hep bir hesaplaşma yaşarız. Geçmişle savaş halindeyizdir. Nedir peki sürekli bizi bu hesaplaşmaya yada bu savaşa götüren şey. Aslında herkes için konu farklı ama duygu aynı. Kimi ailesi ile kimi sevgilisi ile kimimiz ise arkadaşımıza ama mutlaka geçmişte birine söyleyemediklerimiz ile hayata devam ettik. Birde kişiler dışında olaylar yaşayamadıklarımız,yapamadıklarımız bizi esir alır. Bir çok kişi sırf bu sebeple andan keyif alamayarak hayatını zehir eder. Çoğu zaman ‘Biz geçmiş ile nasıl barışacağız,nasıl yolumuza devam edeceğiz?’ diye kendimizi sorgularken buluyoruz. Cevap genellikle sıklıkla geçmişle barışın şeklinde olacaktır.Fakat geçmişle barışmak sanıldığı kadar tabii ki kolay olmuyor. Geçmiş ile barışmanın en önemli yollarından bir tanesi o anda yaşanılan ve olan her şeyi ve herkesi affetmekle başlar. Çünkü geçmişteki hesaplaşmalar kapanmadığı zaman bu gününüz ile barışmak mümkün olmayacaktır. Bu biraz neye benzer bir şey biliyor musunuz aslında? Yeldeğirmenlerine savaş açmak gibi. Çünkü geçmişi geri getirmek imkansız ama gelecek için hala umut var. Bugün için hala kendinize yapabileceğiniz güzellikler varken geçmiş için kavga etmek sadece bu günden çalmak olacaktır. Şimdi bir düşünelim her gün oturup ağlayalım,her gün oturup dertlenelim değişen bir şey olacak mı ya da değiştirebileceğiniz? Cevabınızın hayır olduğunu duyar gibiyim. İşte tam da bu sebepten bugün geçmiş ile olan savaşımızı bitirip güzel bir anlaşma imzalayıp geleceğimize yatırım yapma vakti.
Lütfen unutmayın çok klişe gibi gelir her yerde duyarsınız ama gerçektir, bu hayatta sizden daha değerli hiçbir şey yok. Anınızın ve kendinizin farkında olduğunuz ve bugününüze odaklandığınız bir yaşam diliyorum.