Vücudun günlük ihtiyaçlarından başlıcası beslenme dışında su ihtiyacıdır. Basit görünmesine rağmen su içmek çoğu insan tarafından unutulmaktadır. Vücudun su ihtiyacı sık sık besin ihtiyacıyla karıştırılmaktadır. Danışanlarımdan en sık duyduğum cümlelerden biri “Az önce yemek yedim ama hâlâ açım…” Çoğu zaman detaylı konuştuğumuzda fark ediyoruz ki sorun açlık değil; aslında vücudun verdiği sinyal çok daha basit: susuzluk.

İnsan vücudu susuz kaldığında bunu her zaman “su iç” diyerek anlatmaz. Bazen baş ağrısı, bazen halsizlik, bazen de kendini açlık hissi olarak gösterir. İşte tam bu noktada birçok kişi su içmek yerine mutfağa yönelir. Gereksiz kalori alımı ve zamanla kilo artışı yaşanması maalesef kaçınılmaz olmaktadır.

Günlük hayatta bunu fark etmek aslında zor değil. Özellikle öğün aralarında aniden bastıran “tatlı isteği” ya da “bir şey atıştırmalıyım” hissi çoğu zaman gerçek açlık değildir. Vücut sadece sıvı dengesini hatırlatıyordur.

Peki bunu nasıl ayırt edebiliriz?

Öncelikle basit bir kural: Açlık hissettiğinizde hemen yemek yerine bir bardak su için ve 10-15 dakika bekleyin. Eğer his kayboluyorsa, bu açlık değil susuzluktur. Gerçek açlık ise daha yavaş gelir, daha kalıcıdır ve çoğu zaman her yiyecekle geçer; sadece canınızın çektiği belirli bir yiyecekle değil.

Ne yazık ki günümüzde su içmek, çoğu kişi için bir alışkanlık değil. Kahve, çay, gazlı içecekler suyun yerini almış durumda. Oysa bu içecekler vücudun su ihtiyacını olarak karşılamaz. Hatta bu alışkanlıklar maalesef daha fazla sıvı kaybına bile yol açabilir.

Unutulmaması gereken önemli bir nokta var;

Vücut susuz kalmayı bir süre tolere edebilir ama bunun bir geri dönüşü olur. Düşen enerji, artan yorgunluk, odaklanma problemleri, baş ağrısı, halsizlik ve kontrolsüz yeme atakları yaşanması kaçınılmazdır.

Kilo kontrolü sadece “ne yediğinizle” ilgili değildir. Bazen mesele, ne içmediğinizdir.

Bugün kendinize küçük bir soru sorun: Gerçekten aç mıyım, yoksa sadece suya mı ihtiyacım var?