Doğaya yönelme isteği, şehirden kaçıp nefes alma arayışı bugün toplumun en güçlü taleplerinden biri.
Günümüzde bu talep de karşımıza hobi bahçeleri, bağ evleri, dağ bayır yapılan bungalovlar, tiny house’lar, konteyner ve prefabrik yapılar olarak çıkmakta.
Ancak bu talep karşısında devletin ve yerel yönetimlerin tutumu sürekli değişmekte. Önce serbest bırakılıyor, veyahut göz yumuluyor, sonra birden yasak geliyor ya da ceza kesiliyor.
Bu gelgitler, vatandaşta kafa karışıklığı ve güvensizlik yaratıyor.
İşte bundan dolayı Alanya kırsalında hızla çoğalan genelde bireysel bazda yapılaşmanın olduğu hobi bahçeleri, bağ evleri ve kırsalda yaşam için yapılan ikamet amaçlı konutlar bu belirsizlik karşısında tedirgin bir bekleyin oluşmasına sebep verdi.
Bugün Alanya’da ve Türkiye’nin birçok yerinde insanlar doğaya dönmek, küçük çaplı kendine yetecek kadar üretim yapmak, nefes almak istiyor. Bu talebi görmezden gelmek yerine, akılcı planlamalarla karşılamak gerekir.
İnsanların doğaya dönme, küçük üretim yapma ve sosyal olarak tatmin olma isteği aslında anlaşılır bir ihtiyaç. Yasaklarla bastırmak yerine, bu ihtiyacı düzenli ve yasal çerçevede karşılamak mümkün.
‘’Devlet, kanun ve nizamlara uygun belediyelerin önderliğinde hobi bahçeleri yapıp bunları vatandaşına 5, 10, 15, hatta 20 yıllığına kiralayabilir.’’ Merkezlere yakın, orman vasfını yitirmiş alanlar, meralar veya hazine arazileri bu şekilde değerlendirildiğinde hem devlet kazanır hem doğa korunur. Vatandaş ise kaçak ve kanunsuz yapı yapmak yerine, yasal kiralama yoluyla üretime katılır, doğayla bağını güçlendirir.
Bugünlerde yaşadığımız hobi bahçeleri sorunun temelinde öngörüsüzlük ,yani altyapısı test edilmeden, kuralları denenmeden ve sonuçları hesaplanmadan uygulamaya konulan düzenlemeler nedeniyle mevcutta yapılanların birden yasaklanması yatıyor. Bu işi tamamen serbest bırakmak ne kadar doğru değilse; çözümü içinde, belirli bir geçiş dönemi ve kademeli bir düzenleme olmalıydı. Böylece hem doğa korunur hem de vatandaşın ihtiyacı karşılanır.
Ayrıca insani boyutuyla da bu konuyu bir kez daha inceleyip irdelemek gerekli. birçok insan elinde avucunda ne varsa buralara yatırdı, emekler verildi, hatıralar yaşandı, güzel anılar biriktirildi, Ömürler törpü edildi….
Bu arada her ne olursa olsun hazine arazileri, meralar, ormanlar ile kamusal alanlara yasaklar ve cezalar tavizsiz uygulansın. Buna hem taraf ve hemfikiriz.
Sonuç olarak, hobi bahçeleri ve benzeri yapılar korku salan yasaklarla değil, düzenli ve yasal çerçevede planlanarak topluma kazandırılmalıdır. Yasaklar yerine akılcı çözümler üretmek, hem doğayı hem toplumsal huzuru korumanın en doğru yolu olacaktır.
Bu günlükte yazımıza ‘’Toplumu doğadan uzaklaştırmak yerine barıştırmak için çaba harcamalıyız’’ diyerek son noktayı koyalım.
Kalın sağlıcakla…