Turizm sezonu açıldı, kapandı…
Kış geldiğinde şehir sessizliğe büründü. Hep aynı cümleleri kuruyoruz: “Turizmi 12 aya yaymak lazım.”
Peki, bu hedef için gerçekten yeterince çalıştık mı?
Ürettiğimiz fikirleri hayata geçirip sonuç alabildik mi?
Daha ulaşım sorunlarını çözememiş, yıllardır konuşulan golf ve kayak merkezlerini bile açamamışken, turizmi nasıl sürdürülebilir hale getireceğiz? Bu sorular hâlâ cevapsız.
Oysa Alanya’nın elinde paha biçilmez bir hazine var: deniz, güneş ve tarih. Ama bu güzelliklerin yanına eklenmesi gereken en önemli unsur kültürümüzdür.
Şehrin ruhunu zenginleştirecek olan, el sanatlarımızın ve geleneklerimizin yeniden hayat bulmasıdır. Dünyada bunun örnekleri var. Misal olarak Tayland’daki temalı köyler… Şemsiyeciler köyü, takıcılar köyü, ağaç oyma köyü, vs…
İnsanlar hem üretim yapıyor hem de turizme değer katıyor. Atölyelerde turistler üretime katılıyor, festivaller düzenleniyor, ortaya hem ekonomik hem kültürel bir cazibe merkezi çıkıyor.
Alanya’da neden olmasın? Hayal edip fikir üretelim;
İpek Böcekçiliği Köyü: İpekböceği tohumundan kurtçuğa, kozadan ipliğe, doğadaki bitki köklerinden üretilen boyaya, iplikten dokumaya kadar her ev bir sürecin parçası oluyor.
Gastronomi Köyü: Yöresel yemekler ve unutulmuş tarifler yeniden hayat buluyor. Ürünler direkt bahçeden toplanıp işleniyor.
Dokumacılar Köyü, Bakırcılar Köyü, Takıcılar Köyü: Ham maddenin doğal yollarla temininden hazır hale getirilişine, üretim haline geçilip sergilenip arz edilişine kadar ev altı atölyelerin köy halkı tarafından işletilip perakende satış yerleri oluşturulup ziyaretçilerle buluşturuluyor...
Tropikal Meyve ve Endemik Bitki Köyü: Tabiatı endemik ve tropikal bitki üretimine elverişli köyler tohumdan meyve ve sebzeye kadar her aşamasının sergilendiği ve gösterim imkanı bulup hem ürünleri satacak hem de işleyip doğanın bize sunduğu bu zenginliği turizmle buluşturacak…
Mutlaka bu fikirsel düşüncelere benzer herkesin aklında uygulaması kolay nice köy fikir ve düşünceleri vardır…
Bu köyler, ziyaretçilere sadece tatil değil; kültürel bir yolculuk, terapi gibi bir deneyim sunar. Yerel üreticiler için yeni bir ekonomik kapı açar, Alanya’nın marka değerini yükseltir. İmece kültürünü yeniden canlandırır, Yörük geleneğini modern yaşama uyarlayarak şehrimizin kimliğini güçlendirir.
Alanya’yı sadece bir tatil beldesi olarak görmeyelim, aynı zamanda kültür ve üretim merkezi olarak konumlandırmak bizim elimizde. İşte o zaman deniz, güneş ve tarihin yanına kültürümüzün en parlak renkleri eklenir. Ve Alanya, dünyada örnek gösterilen markalı bir şehir haline gelir.
Bu haftalıkta yazımıza ‘’ Eğer Alanya Halkı isterse; deniz ve güneşin ötesinde kültürün renkleriyle dünyaya örnek olacak bir Marka şehir olur.” diyerek son noktamızı koyalım.
Kalın sağlıcakla…