Bazen insanlar yaşadıkları zorluklardan söz ederken fark etmeden başka bir şey de anlatırlar.

İlk bakışta bu kolay anlaşılmaz. Çünkü ortada devam eden bir yaşam vardır. İşe gidiliyordur, çocuklarla ilgileniliyordur, günlük sorumluluklar yerine getiriliyordur. Hayat dışarıdan bakıldığında olağan akışı içinde sürüyordur.

Ancak insan kendini biraz daha dikkatle dinlediğinde ya da yaşadıklarına biraz geriden bakabildiğinde farklı bir şey fark etmeye başlar.
Birçok düşüncenin ve kaygının altında benzer bir beklenti vardır:

"Şu dönem bir geçsin..."

"Şu mesele çözülsün..."

"Biraz daha rahatlayayım..."

Bu cümlelerin ortak bir tarafı vardır. Kişi çoğu zaman farkında olmadan yaşamını bir sonraki zamana ertelemiştir.

Sanki hayat henüz başlamamıştır.

Oysa dönüp baktığımızda yaşamın hiçbir döneminin bütünüyle sorunsuz olmadığını görürüz. Bir konu çözüldüğünde başka bir konu gündeme gelir. Bir belirsizlik sona erdiğinde yeni bir karar verme süreci başlar. İnsan bir eşiği geçtiğinde çoğu zaman karşısında başka bir eşik bulur.

Bu nedenle bazen beklediğimiz şeyin belirli bir olay olmadığını fark ederiz.

Beklediğimiz şey daha çok içimizde oluşacağını düşündüğümüz duygudur.

Biraz daha huzur...

Biraz daha güven...

Biraz daha rahatlayabilmek...

Fakat yaşam yalnızca rahat zamanlarda ortaya çıkmaz.

Belirsizliklerin içinde de vardır.

Kararsızlıkların içinde de vardır.

Yorgun günlerin içinde de vardır.

Geçmişe dönüp baktığımızda bunu daha açık görebiliriz. Zorlandığımız dönemleri hatırladığımızda yalnızca sıkıntıları değil, o günlerin içinde fark etmeden geliştirdiğimiz gücü de görürüz. Bazen bir dostun desteğini, bazen hiç beklemediğimiz bir çıkış yolunu, bazen de sandığımızdan daha dayanıklı olduğumuzu...

Belki de bu nedenle Kur'an'da, "Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır." buyrulur.

Dikkat çekici olan, kolaylığın güçlükten sonra değil, onunla beraber anılmasıdır.

Çünkü hayat çoğu zaman böyle ilerler.

Tam her şey yoluna girdiğinde değil...

Tam bütün sorular cevaplandığında değil...

Eksiklerin, belirsizliklerin ve çözülmemiş meselelerin arasından akarak...

Belki de zaman zaman kendimize şu soruyu sormamız gerekir:

Hayatın başlamasını mı bekliyorum?

Yoksa çoktan başlamış olan hayatın içinden fark etmeden geçip gidiyor muyum?