Sevgili okurlar, Bayram haftasına girerken sokaklarda bir hareketlilik, evlerde tatlı bir telaş başlıyor. Hemen hemen her ev ya yolculuğa hazırlanıyor ya birilerinin yolu gözleniyor… Küçükler bayram harçlığı hayaliyle kıpır kıpır, büyükler ise hem sofrayı hem gönülleri kurmanın derdinde. Kimisi kurbanlık bulma telaşında, kimisi eski bir küskünlüğü bayram bahanesiyle silme niyetinde. Çocukların gözleri şeker raflarında, büyüklerin gönlünde özlemle karışık bir sevinç var… Kurban Bayramı yaklaşırken bizler ‘’paylaşmaya hazırlanıyoruz.’’
Peki, Kurban Bayramı bize ne anlatmaya çalışıyor? Asıl mesajı ne olabilir? Et mi, şeker mi, yoksa çok daha derin bir şey mi? Çünkü bayramın özü sadece sofraları değil, kalpleri de büyütebilmektir. Paylaşmak sadece maldan vermek değil, yüreğinden vermektir. Ve bilirsiniz… Yürekten verilen hiçbir şey insanda eksilmez; aksine çoğalır, çoğaldıkça da diğer yüreklere bulaşır.
Evet, dünyanın bir köşesinde savaş var, başka bir köşesinde açlık. Ama buradaki bir evde de sessizlikten ağlayan bir yaşlı var belki, bayramı küs geçiren kardeşler var, içten içe yalnız hisseden çocuklar var. Acı sadece uzak coğrafyalarda değil; bazen bir sokak ötede, bazen aynı evin içinde. O yüzden bayram yaklaşırken sadece kurbanlıklar değil, öfkemizi, kırgınlıklarımızı, yargılarımızı da kesip atmayı düşünmeli belki. Ve sevgiyi de… Paylaştıkça çoğalan, çoğaldıkça iyileştiren bir kıymet olarak sofralarımıza katmalı. Kimi zaman bir lokma etten çok, gönülden dökülen bir cümle daha doyurucu olabiliyor.
Bu bayramın en buruk yanı nedir derseniz; Gazze’de bu bayram binlerce, on binlerce çocuk bomba sesleriyle uyuyacak… Bunu bilmek ve elinden bir şeyin gelmemesi… Ama belki bizim burada bir çocuğa vereceğimiz bir şeker, bir büyüğe ettiğimiz bir ziyaret, bir garibe uzattığımız bir selam, sürekli dualarımızda yer bulan mazlum insanların bir gün huzura ermesine küçük bir vesile olabilir. Kurban Bayramı sadece kesmekle ilgili değil. Yaklaşmakla, anlamakla, bölüşmekle ilgili. Bazen sofraya et koyamazsın ama bir gülümseme koyarsın, bazen şekerin yoktur ama hatır sorarsın… Ve bayram olur.
Bu bayram biraz daha az konuşup, biraz daha çok dinleyelim. Az tüketip çok hissedelim. Kurbanı etrafımızdakilerle birlikte anlamaya, birlikte yaşatmaya çalışalım. Çünkü Kurban Bayramı, insanî değerleri hatırlamamıza, yeniden yakınlaşmamıza bir vesiledir. Ve unutmayalım; bayram, kurban kesip etini dağıtmaktan öte; sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü ve kardeşliği büyütebilmektir. Sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, huzurlu ve anlam dolu bir bayram geçirmenizi dilerim. Şimdiden Bayramınız Mübarek olsun…
Haftaya görüşmek üzere…