Sadakat, çoğu zaman büyük sözlerde ya da sergilenen davranışlarda aranır. Oysa gerçek sadakat, kimsenin görmediği yerlerde yaşar. Bir mesajı silmemekte, yanlış anlaşılacak bir anda sessiz kalmakta, gözün aradığı bir başka yöne gitmemesinde saklıdır. Sadakat, yalnızca “aldatmamak” değildir; zihnini, kalbini ve enerjisini koruyabilmektir. Görünmeyen anlarda, kimsenin bilmediği seçimlerde, kimseye anlatmadığın duruşlarda ortaya çıkar.
Bir ilişkide sadakat, varlıkla değil yoklukla ölçülür. Yan yana değilken de, göz göze gelinmediğinde de sadık kalabilmektir mesele. Çünkü sadakat, bir başkasına değil, önce kendi karakterine verilmiş bir sözdür. O söz tutulduğunda, ilişki yalnızca iki bedenden değil, iki vicdandan da beslenir.
Bugün ilişkiler hızla başlıyor, aynı hızla
bitiyor. Çünkü insanlar sevmenin ne olduğunu hatırlıyor ama sadık kalmanın ağırlığını taşımak istemiyor. Sadakat; anlık heveslerin, kolay kaçışların çağında neredeyse eski bir kelime gibi duyuluyor. Oysa sadakat, bir ilişkiyi değil, bir toplumu ayakta tutan sessiz değerdir. Aileler, dostluklar, evlilikler, hatta iş ilişkileri bile onun varlığıyla anlam bulur.
Sadakat; sevginin vicdanıdır aslında. Birine güven duygusunu verebilmenin, aynı yöne bakabilmenin, bir omuzun varlığını içten hissedebilmenin temelidir. Sadakat yoksa, sevgi bir süre sonra yerini kuşkuya bırakır. Kuşku büyür, saygı zedelenir ve sonunda güven yok olur. Oysa güvenin yok olduğu bir ilişkide hiçbir duygu uzun ömürlü değildir. Sadakat görünmezdir ama yokluğu her şeyi görünür biçimde yıkar.
Toplumsal olarak da aynı noktadayız. Sadakatin eksildiği bir toplumda, insanlar ilişkilerde samimiyet bulamaz, ailelerde huzur azalır, iş yerlerinde güven sarsılır. Çünkü sadakat yalnızca sevgiliye değil; işe, dostluğa, söze, değerlere ve kendine olan bağlılıktır. Bugün toplumsal olarak güven krizleri yaşıyorsak, bunun temelinde sadakatin zayıflaması vardır.
Sadık olmak, bir başkasını değil, kendi özünü korumaktır. Bu nedenle sadakat bir başkasına verilmiş söz değil, insanın kendi vicdanına verdiği yemindir. O yemin tutulduğunda, her ilişkide huzur, her sözde güven, her adımda saygı olur.
Görünmeyen yerlerde yaşar sadakat…
Kalabalıklarda değil, sessizlikte.
Gösterişte değil, içtenlikte.
Ve belki de bu çağda en büyük devrim, yeniden görünmeyen yerlerde doğru kalabilmeyi seçmek olacaktır.