Evlilikte doğru insanı bulmak denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak aşk gelir. Oysa birini çok sevmek, onunla iyi bir evlilik kurabileceğimiz anlamına her zaman gelmez. Çünkü aşk bir ilişkiyi başlatabilir; fakat evliliği sürdüren şey yalnızca duygu değil, uyum, güven, sorumluluk ve birlikte hayat kurabilme becerisidir.
Peki, evlilikte doğru eşleşme nasıl anlaşılır?
1. Temel değerleriniz örtüşüyorsa…
Her konuda aynı düşünmek zorunda değilsiniz. Ancak sadakat, dürüstlük, aile, çocuk, para, yaşam biçimi ve sorumluluk gibi temel konularda birbirinden çok uzak iki insanın zamanla çatışması kaçınılmaz olabilir.
2. Yanında kendiniz olabiliyorsanız…
Sürekli yanlış anlaşılmaktan, eleştirilmekten veya terk edilmekten korktuğunuz bir ilişkide gerçek yakınlık kurmak zordur. Doğru eşleşmede insan rol yapmak zorunda kalmaz.
3. Sorunları konuşabiliyorsanız…
Mutlu çiftler hiç tartışmayan çiftler değildir. Önemli olan tartışmanın nasıl yapıldığıdır. Hakaret etmeden, aşağılamadan, tehdit etmeden ve geçmişin bütün defterlerini açmadan konuşabiliyor musunuz?
4. Zor zamanlarda birbirinizin karşısında değil, yanında durabiliyorsanız…
Bir insanı yalnızca güzel günlerde tanıyamazsınız. Hastalık, maddi sıkıntılar, aile sorunları, kayıplar ve stresli dönemler ilişkinin gerçek dayanıklılığını gösterir.
5. Birbirinizin sınırlarına saygı duyuyorsanız…
Evlilik iki insanın tek bir kişiye dönüşmesi değildir. Her eşin özel alanı, arkadaşlıkları, ailesi, düşünceleri ve bireysel ihtiyaçları vardır. Yakınlık ile müdahale arasındaki sınırın korunması gerekir.
6. Kök ailelerle sağlıklı sınırlar kurabiliyorsanız…
Evlilik yalnızca iki insanın değil, çoğu zaman iki aile sisteminin de karşılaşmasıdır. Ancak evliliğin merkezinde anne, baba, kardeşler değil, eşler bulunmalıdır. Eşini ailesine karşı yalnız bırakmak kadar, eşinden ailesini tamamen hayatından çıkarmasını istemek de sağlıklı değildir.
7. Gelecek hayalleriniz birbirine çok uzak değilse…
Biri çocuk isterken diğerinin kesinlikle istememesi, biri ortak bir yaşam hayal ederken diğerinin tamamen bireysel yaşamak istemesi zamanla ciddi sorunlara dönüşebilir. Evlilik öncesinde yalnızca düğün değil, düğünden sonraki hayat konuşulmalıdır.
8. Sorumluluk almaktan kaçmıyorsanız…
İlişkinin bütün duygusal, ekonomik ve günlük yükünü tek kişinin taşıdığı bir birliktelikte zamanla sevginin yerini yorgunluk alabilir. Doğru eşleşmede “senin görevin” yerine daha çok “biz bunu nasıl çözeriz?” vardır.
9. Birbirinizi değiştirme projesine dönüştürmüyorsanız…
“Şimdi böyle ama evlenince değişir”, “Ben onu düzeltirim”, “Çocuk olunca toparlanır” gibi düşünceler evlilik için tehlikeli beklentilerdir. İnsan elbette değişebilir; ancak değişim kişinin kendi isteğiyle olur. Evleneceğiniz kişinin potansiyeliyle değil, bugünkü haliyle evlenirsiniz.
10. Sevginin yanında saygı da varsa…
Sevgi önemlidir; fakat saygının olmadığı yerde sevgi zamanla yaralanır. Birbirini küçümsemeyen, değersizleştirmeyen, başarılarını tehdit olarak görmeyen ve birbirinin hassasiyetlerini silah olarak kullanmayan iki insanın ilişkisi çok daha sağlam bir zemine oturur.
Doğru eşleşme, kusursuz iki insanın karşılaşması değildir. Kusurlarıyla birlikte birbirini görebilen, farklılıklarını yönetebilen ve ilişkinin sorumluluğunu birlikte taşıyabilen iki yetişkinin ortaklığıdır.
Bu nedenle evlilik öncesinde belki de yalnızca “Onu seviyor muyum?” diye sormak yetmez.
“Yanında kendim olabiliyor muyum?”
“Öfkelendiğinde bana nasıl davranıyor?”
“Bir sorun çıktığında sorumluluk alıyor mu?”
“Ailesiyle sağlıklı sınırlar kurabiliyor mu?”
“Hayata dair temel değerlerimiz örtüşüyor mu?”
“Bu insanla yalnızca güzel günleri değil, zor günleri de paylaşabilir miyim?”
Çünkü evlilikte doğru insan, hiç sorun yaşamayacağınız kişi değildir.
Doğru eş; sorun çıktığında sizi sorun olarak görmeyen, sorunu sizinle birlikte çözmeye çalışan kişidir.
Ve belki de doğru eşleşmenin en önemli ölçüsü şudur:
Birbirinizi yalnızca seviyor musunuz, yoksa birbirinizle sağlıklı bir hayat da kurabiliyor musunuz?