Mayısın ilk günleri.. Hava serinliğinden bir şey kaybetmedi.. Hafif bir esinti var..
Sanki kuşların sesi daha çok çıkıyor bu bahar..
Sanki daha yeşil..
Sessizlik diz boyu..
Sıkınıtılı geçiyor ikibin yirminin baharı .. Hafızlarımızda her zaman yerini koruyacak..
Yaz gelecek ardından..
Hayatımızın rengini gri yapan ve belirsizliklerle dolu bir gelecek sunan bu yeni durum ortaya çıktığından beri ilk defa yüzlerimizi güldüren, içimizi ısıtan ve umutlanmamızı sağlayan seyir izlemeye başladı..
Ülkemizde olduğu gibi tüm ülkeler hayatı normalleştirmek için kısıtlamaları bir takvimle yavaş yavaş kaldırmaya çalışıyor.
Futbolcular sahaya iniyor..
Okullar öncelik sırasına göre açılıyor..
Alışveriş imkanları arttırılmaya çalışılıyor..
Seyahat kısıtlamalarının kademeli olarak da olsa kaldırılması gündemde..
Turizmci temkinli bir iyimserlikle beklemede..
Ekonomiye can, insanlara moral yükleniliyor..
Bu pozitif durumun sürekliliğini sağlamak ve bu durumdan biran önce çıkmak için bundan sonra izlenecek yol bu yeni durumun sonlanması tarihini de etkileyecek gibi görünüyor.
Uygulamalara karşı hassasiyetimiz, sosyal mesafe kavramına uygun hareket etmemiz mayıs sonuna kadar vakaların sayısının daha da düşmesine katkı sunacaktır. Mayıs sonunda kutlayacağımız Ramazan bayramını içine alan dokuz günlük periodun sokağa çıkma kısıtlamaları ile geçmesi koronaya karşı “son darbe”yi vurmamız anlamına gelebilir. Her halukarda resmi tatil olması sebebiyle bu kısıtlamaları uygulamak kolay olacaktır.
Hem sosyal hemde ekonomik hayatımızın bundan sonrası için bir “son darbe” gerekli gibi..
Aksi taktirde bayram coşkusu başa döndürebilir bizi..
Bu zamana kadar elde edilen kazanımları kaybedebiliriz..
Korona sonrası için yapılan tüm iyimser tahminler tersyüz olabilir..
Biraz daha fedakarlık gerekiyor belki..
Evet biraz daha sıkılabiliriz..
Ama ertesi gün daha güzel olur..