Alanya, bereketli toprakları ve yılın büyük bölümünü güneşle geçiren iklimiyle tropikal meyve üretiminde Türkiye’nin öncü bölgelerinden biri haline geldi.
Özellikle muz ve avokado, son yıllarda hem üretim hacmi hem de ekonomik değeri açısından bölge çiftçisinin umudu oldu. Ancak bu umut, ithal ürünlerin kontrolsüz girişiyle gölgeleniyor. İthal muz ve avokadonun yerli ürünlerle aynı tezgahta, aynı etiketle satılması yalnızca haksız rekabet yaratmakla kalmıyor; kalite algısını da yerle bir ediyor. Özellikle avokado gibi hâlâ tanıtım ve pazar inşası sürecinde olan bir ürün için bu durum, telafisi zor zararlar doğuruyor. Tüketici, olgunlaşmamış ya da tatsız ithal avokadoyu tattığında, yerli üretimin potansiyelini fark edemeden üründen soğuyor. Oysa Alanya’nın avokadosu, aroması ve besin değeriyle dünya standartlarını yakalayabilecek hatta geçebilecek nitelikte.

İthalat tamamen yasaklansın demiyoruz. Ancak üretimin azaldığı dönemlerde, yalnızca kalite standardı yüksek, izlenebilirliği sağlanmış ürünlerin sınırlı miktarda ithaline izin verilmesi, hem piyasa dengesini korur hem de fiyat dalgalanmalarının önüne geçer. Yani kantarın topuzu, bugünkü gibi üreticinin aleyhine kaçırılmadan gerektiği kadar ithalat yapılmalıdır.

Muz, tüketici nezdinde daha tanıdık bir meyve olsa da, onun da ithal muadilleriyle rekabeti kolay değil. Özellikle son yıllarda artan üretim maliyetleri, gübre ve işçilik giderleri, yerli üreticiyi köşeye sıkıştırıyor.

Avokado özelinde ise sorunlar daha da derin. Yanlış hasat zamanları, kilo-tane belirsizliği ve pazarlama zincirindeki dengesizlikler eklendiğinde, üretici emeğinin karşılığını tam alamıyor. Ürün hâlâ tanıtım evresinde. Ne yazık ki pazarlama, ambalajlama, standardizasyon gibi konularda ciddi eksikliklerimiz var. Alanya avokadosunun coğrafi işaret almasının yanında daha çok markalaşması ve iç pazarda olduğu kadar ihracatta da tanınması için yerel yönetimlerin, ziraat odalarının ve üretici birliklerinin ortak bir strateji geliştirmesi şart.

Ancak mesele yalnızca pazarla sınırlı değil. Plansız ve bilinçsiz ekim, bölgeye uygun olmayan türlerin seçilmesi, toprak ve su kaynaklarının dikkate alınmaması gibi sorunlar da geleceğimizi tehdit ediyor. Kuraklık artık kapıda değil, eşiğimizde. Bugün alınmayan önlemler, yarının kıtlıklarına davetiye çıkarır. Alanya’nın tropikal meyve üretiminde sürdürülebilir bir başarı yakalayabilmesi için ithalatın denetim altına alınması, özellikle etiketleme ve menşe bilgilendirmesinin zorunlu hale getirilmesi; avokado için tanıtım ve markalaşma kampanyalarının çoğaltılması, üretim planlamasının iklim, toprak ve su kaynakları dikkate alınarak yapılması; hasat zamanlarının ve kalite sınıflandırmasının netleştirilmesi, üretici-tüccar-tüketici zincirinde şeffaflık sağlanması; girdi maliyetlerinin düşürülmesi için yerel destek mekanizmalarının oluşturulması gibi adımlar kaçınılmazdır.
Bu haftalıkta yazımıza; ‘’Alanya, yalnızca güneşiyle değil, üreticisinin alın teriyle de parlayan bir şehirdir. Bu şehrin parlayan ışığının sönmemesi için hep birlikte akılcı, planlı ve adil bir üretim-pazarlama modeli inşa etmeliyiz. Aksi halde, Alanya için tropikal meyve cenneti olma yolunda atılan adımlar, ithalatın, yanlış üretim ve pazarlamanın gölgesinde kaybolabilir” diyerek noktayı koyalım.
Kalın sağlıcakla ve umutla…