Sosyal medya, günümüzde Alanya’nın sahilindeki kumundan daha kalabalık, Damlataş Mağarası’ndan daha derin ve Cebelireis Dağı’ndan daha yüksek kullanıcılı bir mecra haline geldi. Herkesin bir kimlik giydiği, bir rol kaptığı ve sahneye çıktığı dijital bir gösteri alanı olarak karşımızda duruyor.
Gerçek uzmanlık ise sessizliğe gömülmüş durumda; yerini klavye başında doğan uzmanlar almış. Artık bilgi değil, görünürlük önemli. Ne yazık ki; Dijital dünyada kim daha çok konuşursa, o daha çok dinleniyor.
Alanya’da belediye çay bahçesinde otururken yan masadan gelen seslere kulak verin. Az önce Instagram’da gördüğü bir manevi danışmanın sözlerini gerçek sanan biri, yanında oturan arkadaşına “şu hoca çok doğru söylüyor” diyebilir. Belki de o kişi, sadece takipçi toplama peşinde.
Sosyal medya son yıllarda tam anlamıyla bir karakter üretim fabrikasına dönüştü. Ham madde bol; ego, cehalet, gösteriş, sahtelik, yalan… Üretim tam gaz devam ediyor. Herkes bir şeyin uzmanı olmuş.
Oba’dan bir kullanıcı, bilimle ilgisi olmamasına rağmen kuantum fiziği üzerine yorum yapıyor; neredeyse atomu parçalayacak.
Konaklı’dan biri, Cumhuriyeti yok sayıp Osmanlı torunu gibi davranıyor ama Alanya’nın geçmişinde önemli bir yere sahip Selçuklu’yu bile tanımıyor.
Cikcilli’den bir genç, daha askerliğini yapmamış, hayatında Antalya’yı görmemiş ama savaş stratejileri yazıp sınır ötesi operasyonlar planlıyor.
Mahmutlar’dan bir bey amcam, evin damına çıkıp yangına su taşıyan hava araçlarına mühendis edasıyla yol çiziyor; hatta lazer pointer ile yangına nasıl müdahale edilmesi gerektiğini işaret ediyor. Farkında değil ki hava aracını tehlikeye sokuyor.
Her seçim döneminde Tosmur’dan bir “politikacı” çıkıyor, analiz üstüne analiz yapıyor ama ne analiz tutuyor ne de sonuçlar. Gerçeklik mi? O artık arka sokaklarda kaybolmuş, bulabilene aşk olsun.
Alanya’nın pazarında memleketimizin ürünü limonu seçerken bile daha dikkatliyiz. Ama sosyal medyada bilgi seçerken yada paylaşım yaparken aynı özeni göstermiyoruz.
Öyle bir hal almışız ki; her konuda fikir beyan eden, klavyeyi görünce sazan gibi atlayan “çakma eleştirmenler” ekran başında hazır bekliyor.
Ekonomiyi sadece boş cüzdanla tanıyan ama Merkez Bankası’na akıl veren “çakma ekonomistler” ise sabah saatlerinde iskelede balıkçılar kahvesinde çayını içerken ülkeyi kurtaracak ekonomi dersi veriyor. Adamın kendi ekonomisi batmış, kurtarılmayı bekliyor.
Özel üretilmiş içerikleri araştırmadan kopyala-yapıştır yapan “trol ve yalaka ordusu” ise Alanya’nın her mahallesinden çıkıyor. Paylaşım yaparken kaynak sormak akıllarına bile gelmiyor.
Her türlü pisliği yapıp melek gibi poz veren “temiz yüzlü sütten çıkmış ak kaşık karanlık adamlar” ise sosyal medyada en çok beğeni alanlar arasında. Gerçek hayatta tanısanız belki de selam vermeyeceğiniz tipler, dijital dünyada rol model olmuş.
Sosyal medya artık dijital bir sirk gibi, olmuş; çok renkli ama soluk bir panayır edasında.. Herkes bir rol kapmış, sahneye çıkmış. Kimisi filozof, kimisi tarihçi, kimisi ekonomist. Ama çoğu sadece rol yapıyor. Gerçek uzmanlık ise birikimle gelir; gösterişle değil.
Biraz latife, biraz gerçeklikle harmanladığım yazıyı, “Alanya’nın güneşi altında yürürken, dijital gölgelerin sizi kandırmasına izin vermeyin. Oscar’ı değil, gerçekliği hak edenleri alkışlayalım” diyerek bugünlük noktalayalım.
Kalın sağlıcakla