Hayal kurmak, aslında geleceğin ilk adımıdır. Bugün hem hayal kuralım hem de biraz sesli düşünelim; hatta gürültülü düşünelim… Nasrettin Hoca misali ya tutarsa.
Çünkü hayalini kuramadığın işin gerçeğini yapamazsın.
Alanya’nın güneşi, denizi ve tarihî kimliği hepimizin malumu.
Fakat artık kıyı turizmini karasallaştırmanın, yani dağların serinliğini ve yaylaların kültürünü turizmin kalbine katmanın vakti geldi de geçiyor bile.
Şezlong, kum ve güneş üçgeniyle sınırlı bir turizm anlayışı, bu şehrin potansiyelini tam yansıtmayıp hatta küçültüyor.
Hayal bu ya; Toroslar’ın eteklerinde kurulacak butik tarz Old Town denilen eski şehir merkezlerini andıran bir şehir. Hem yazın serinleten hem de kışın kış turizmine ev sahipliği yapan bir merkez olabilir. İsviçre kasabaları misali, uluslararası konferanslara, kültürel buluşmalara, doğa ve kış sporlarına sahne olacak bir yerleşim hayal edin.
Bu yeni şehirde Yörük kültürü tam anlamıyla yaşatılmalı. Obalar, tarihî etkinlikler, yöresel gastronomiyi öne çıkaran restoranlar ve kafeler… Devasa alışveriş merkezleri yerine Anadolu Selçuklu tarzı kervansaray benzeri yapılarla geçmişin ruhu bugünlere hatta geleceğe taşınmalı. El işi tezgâhları, bakırcılık, dokumacılık ve oymacılık atölyeleriyle üretim yeniden değer kazanmalı. Böylece bölgemizdeki turizm sadece tüketime dayalı değil, aynı zamanda üretim ve kültür paylaşıma dayalı olur.
Bu düşünce ve hayal için en sağlam zemin ise eski kervan yolları. Yüzyıllar boyunca medeniyetleri birbirine bağlamış bu yollar, yeniden canlandırıldığında hem turistik cazibe merkezi olur hem de geçmişle gelecek arasında köprü kurar.
Ama önemli ve mutlaka uyulması gereken bir şartla: doğaya zarar vermeden, ekolojik dengeyi bozmadan, yapısal sınırları belirlenmiş olarak… Beton yığınları ile değil, doğayla uyumlu mimari ile tüketim değil, sürdürülebilirlik ön planda olmalıdır. Çünkü turizmin geleceği, doğanın korunmasından yani, doğayla çarpışarak değil barışarak geçiyor.
Alanya kıyıda bir marka ise, Toroslar’da da marka olabilir. Denizle dağı, tarih ile geleceği buluşturan şimdilik hayal ve düşüncemizi süsleyen bu vizyon, sadece turizmi değil, şehrin kimliğini ve marka değerini de güçlendirecektir. Selçuklu’nun kışlık başkenti olan Alanya gibi, neden Toroslar’da kurulacak butik bir şehirle yazlık başkent olmayalım?
Bugünlük de yazımıza ‘’Hayal kurması bizden, gerçekleştirmesi ortak akıldan’’ diyerek son noktayı koyalım.
Kalın sağlıcakla…