Bir evlilik her zaman kapının çarpılıp gidilmesiyle bitmez. Bazen kimse evden gitmez ama eşlerden biri çoktan ilişkiden gitmiştir.
Aynı evde yaşamaya, aynı sofraya oturmaya, çocuklarla ilgilenmeye, günlük sorumlulukları yerine getirmeye devam eder. Dışarıdan bakıldığında ortada hâlâ bir evlilik vardır. Fakat iki insan arasındaki duygusal bağ yavaş yavaş yerini başka kaçış alanlarına bırakmıştır.

Çünkü insan bazen çözemediği şeyden uzaklaşır. Kimi kendini işe verir. Eve mümkün olduğunca geç gelir, sürekli meşguldür. Kimi telefonuna sığınır; saatlerce sosyal medyada dolaşır ama yanındaki insanla birkaç dakika konuşamaz. Kimi arkadaşlarıyla geçirdiği zamanı artırır. Kimi çocuklarını evliliğinin merkezine koyarak eş olmayı unutur. Kimi ailesine, hobilerine, alışverişe, spora ya da sürekli bir uğraşa yönelir.
Bazen de kaçışın adresi başka bir insandır.
Evde bulamadığını düşündüğü ilgiyi, anlaşılmayı, takdir edilmeyi ya da heyecanı dışarıda aramaya başlar. Önce masum görünen bir sohbet, zamanla duygusal bir yakınlığa dönüşebilir. İşte tam da burada şunu sormak gerekir:
İnsan gerçekten başka birine mi gider, yoksa önce kendi ilişkisinden mi uzaklaşır?
Elbette ilişkide yaşanan sorunlar sadakatsizliği haklı çıkarmaz. Her yetişkin kendi davranışının sorumluluğunu taşır. Ancak bir evliliği anlamaya çalışırken yalnızca sonucu değil, sonuca giden yolu da görmek gerekir.
Çünkü kaçışlar çoğu zaman bir günde başlamaz.
Uzun zamandır konuşulmayan meseleler vardır. Biriken kırgınlıklar, görülmeme hissi, değersizlik, sürekli eleştirilmek, anlaşılmadığını düşünmek, yakınlığın azalması, dokunmanın ve güzel sözlerin unutulması…
Bir süre sonra eşlerden biri çözüm aramak yerine kaçış alanı oluşturmaya başlayabilir.
Asıl tehlike de burada başlar.
Çünkü kaçmak sorunu çözmez; sadece bir süre hissetmemeyi sağlar.
Telefonunuza sığındığınızda eşinizle aranızdaki problem ortadan kalkmaz. Daha fazla çalıştığınızda kırgınlığınız iyileşmez. Sürekli arkadaşlarınızla olduğunuzda evdeki yalnızlığınız çözülmez. Başka birinden ilgi gördüğünüzde evliliğinizde eksik olan şey kendiliğinden tamamlanmaz.
Sadece yüzleşmeniz gereken mesele ertelenir.
Bu nedenle bazen bir evlilikte sorulması gereken soru “Beni seviyor musun?” değildir.
Belki de asıl soru şudur:
“Biz ne zamandır birbirimizden kaçıyoruz?”
Ne zamandır konuşmak yerine susuyoruz?
Ne zamandır birbirimize dönmek yerine telefonumuza dönüyoruz?
Ne zamandır evde olmak istemiyoruz?
Ne zamandır birbirimizin yanında yalnız hissediyoruz?
Ne zamandır sorunlarımızı çözmek yerine kendimize başka dünyalar kuruyoruz?