Zannetmeyin ki Demirtaş Aliefendi’den Kargıca ve İspatlı’ya , Yaylakonak’tan Şıhlar’a kadar yalnızca ormanlar yandı, ağaçlar kül oldu. Her yangında olduğu gibi önce vicdanlar ve İnsanlık yandı Doğa, hava ve su yandı. Kuşların yuvası ve böceklerin cıvıltısı yandı. Toprağın sesi, yüzyılların izini taşıyan yaşanmışlık kokusu yandı. Endemik yaşamın türlerinin hepsi birer birer yandı. Bu yangın, sadece bir coğrafyayı değil, hepimizin ortak geçmişini ve geleceğini yakıp kavurdu.
Belki bu felaket bir ihmalin sonucuydu. Belki bir cam şişe, bir izmarit, belki de elektrik tellerinden sıçrayan bir kıvılcım… Sebebi ne olursa olsun, sonuç hep aynı: telafisi yıllar sürecek bir kayıp. Çünkü doğa, bir günde yanar ama yeniden yeşermesi onlarca yıl alacaktır.
Yangınlar, ne yazık ki hayatımızın bir gerçeği. İklim değişikliği, insan etkisi ve doğal koşullar birleştiğinde, her zaman bir yerlerde bir yangın çıkacak. Önemli olan, bu yangın büyümeden müdahale edebilmek. Zamanında, yerinde ve iyi koordine edilmiş bir müdahale; felaketin boyutunu küçültür, kayıpları azaltır.
Yangın riski taşıyan bölgelerde halk daha fazla bilinçlendirilmeli. Okullarda, köy kahvelerinde, mahalle toplantılarında yangın eğitimi verilmeli. Her birey, doğaya karşı sorumluluğunu bilmeli. Çünkü nokta kadar bir kıvılcım, bir ihmal, bir dikkatsizlik; dünyalar kadar geleceğimizi yakabilir.
Her köyde, her mahallede küçük boyutlu yangın müdahale istasyonları kurulmalı. Bu istasyonlar, profesyonel ekipler ulaşana kadar ilk savunma hattı olabilir. İçlerinde temel söndürme ekipmanları, koruyucu giysiler ve iletişim araçları bulunmalı.
Ayrıca her köy ve mahallede gönüllülük esasına dayanan afet ve yangın gibi durumlarda kullanılmak üzere acil müdahale timleri oluşturulmalı. Bu timler, yangın ekibi gelene kadar alanı kontrol altında tutacak, ilk müdahaleyi yapacak, koordinasyonu sağlayacak. Profesyonel ekipler sahaya ulaşınca da gerekirse geri hizmette veya iaşenin sağlanması gibi durumlar için arka planda hazır bekleyecekler. .Eğitimli ve donanımlı olan bu gönüllüler, felaketin yayılmasını engelleyebilir; hatta felaket olmadan sona erdirebilirler.
Doğaya attığımız her izmarit, her cam şişe, her ihmal; geleceğimize atılmış bir kıvılcımdır. Bu kıvılcımı söndürmek elimizde. Bilinçli olmak, sorumluluk almak, birlikte hareket etmek zorundayız. Çünkü yanan sadece ormanlar değil. Yanan, hepimizin ortak geleceğidir.
Doğayı korumak, insanlığı korumaktır. Gelin, geleceğimize ve insanlığımıza birlikte sahip çıkalım.
Kalın sağlıcakla.