Eylül, orman yangınları için en tehlikeli ay.
Nemsiz, kuru ve bol rüzgarlı.
Kuru sıcağı, Ağustos'tan yakıcı.
Yıllardır da biz gazeteciler, 'Eylül ayı yangın ayı' diye uyarıcı haberler yaparız.
Yine bir Eylül ve yine ciğerlerimiz yanıyor.
Alanya'nın en güzel ormanları maalesef şiddetli rüzgarın etkisiyle alevlere teslim oldu.
Yangın ne kadar şiddetliyse, mücadele de o kadar şiddetli tabi.
Aliefendi, Kargıcak, Şıhlar ve Yaylakonak'ta devlet ve millet, tüm unsurlarıyla organize şekilde yangına müdahale etti, ediyor.
Havadan ve karadan, uçak, helikopter, arazöz, itfaiye, toma, tankerlerle olağanüstü mücadele veriliyor.
Kusursuz ve başarılı mücadeleye rağmen, mahalle yanarken saçını tarayanlar da yok değil tabi.
Uçak ve helikopterler bir ara o kadar yoğunlaştılar ki, tam o sırada sosyal medyasından 'uçak' soran, bölgeye helikopter desteği isteyen zavallılar oldu.
'Devlet nerede?' diye soranlara, sormak lazım;
Orman teşkilatı, itfaiye, jandarma, polis, Afad, Kızılay, belediye devletin kurumu değil mi?
Havadan su atan uçak, helikopter başka ülkenin araçları mı?
Devlet düşmanı bu zavallılar kadar sosyal medya soytarıları da takipçi kasmak için ayak altında dolaşmaya devam ediyorlar.
Yangın ekibi canı burnunda mücadele ederken, soytarılar elinde telefon güya yol gösterip, 'akıl' dağıtıyor. Yangınla mücadele etmeyen, yardım-destek için orada bulunmayan veya mahalle sakini olmayanlar bölgeye sokulmamalı.
Derdi şovmenlik olanlar gitsin başka yerde oynasın...