Yeni bir yıla girerken herkesin dilinde benzer cümleler dolaşıyor: daha sağlıklı olacağım, daha sabırlı olacağım, daha mutlu olacağım… Oysa çoğu zaman bu kararların hiçbiri evin kapısından içeri girmiyor. Takvim değişiyor ama ailelerin dili, alışkanlıkları ve kırgınlıkları aynı kalıyor.
Yeni yıl kararları çoğunlukla bireysel hedeflerden oluşuyor. Aile ise bireysel değil; ortak bir duygunun, paylaşılan bir iklimin adıdır. Aynı evde yaşayıp birbirine temas edemeyen, kalabalık sofralarda sessizleşen, “nasılsın?” sorusunu sormayı unutan ailelerin sayısı her geçen yıl artıyor. Yeni yıl, bu tabloyu değiştirmediği sürece yalnızca bir tarih değişikliğinden ibaret kalıyor.
Ailelerde asıl ihtiyaç olan şey yeni kararlar değil, yeni niyetlerdir. Daha çok konuşma kararı değil; gerçekten dinleme niyeti. Haklı çıkma isteği değil; anlamaya çalışma niyeti. Sorunları görmezden gelmek değil; incitmeden yüzleşebilme niyeti. Çünkü niyet, davranışın pusulasıdır. Pusula yanlışsa, atılan her adım insanı yine aynı yere götürür.
Yeni yıl, aile içindeki rolleri yeniden düşünmek için de bir fırsattır. Sürekli güçlü olmak zorunda kalan anneler, duygularını ifade etmeyi erteleyen babalar, büyürken yalnız kalan çocuklar… Herkesin durup kendine şu soruyu sorması gerekir: Bu ailede benim varlığım, başkasına nasıl hissettiriyor?
Birlikte yaşamak, birlikte iyileşmek anlamına gelmez. İyileşme; özür dileme cesaretiyle, teşekkür etmeyi hatırlamakla, “bugün seni yeterince görmedim” diyebilmekle başlar. Yeni yıl; daha büyük evler, daha gösterişli sofralar değil, daha güvenli cümleler kurabildiğimizde anlam kazanır.
Belki de bu yıl aileler mükemmel olmaya çalışmak yerine samimi olmayı niyet etmelidir. Her şeyi doğru yapmaya değil, yanlış yaptığında onarabilmeye niyet etmelidir. Çünkü çocuklar kusursuz ailelerde değil, duyguların inkâr edilmediği evlerde büyür.
Yeni yıl kararları unutulabilir, listeler yarım kalabilir. Ama niyetler fark edilirse, ailelerin kaderini sessizce değiştirir.
Takvim değişir; aile ancak niyet değiştiğinde yenilenir.