Sevgili okurlar,
Bayramlar geçer… Kutlamalar, törenler, marşlar… Ama bazı tarihler sadece geçmişte kalmaz; yaşamak ister. İşte 19 Mayıs da onlardan biri. Geçti sanıyoruz, oysa asıl hikâye o günden sonra başlıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı o sabah,
bir milletin kaderi yeniden yazılmaya başlandı aslında.
22 Haziran 1919 – Amasya.
“Atatürk diyor ki, milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Bir cümle… Ama içinde bir milletin bütün cesareti saklı. Artık ne padişahın fermanı, ne başka devletlerin himayesi. Kendi kaderimize sahip çıkmanın tam zamanıydı.
23 Temmuz 1919 – Erzurum.
Mandaya, esarete, dayatmaya karşı; bir şehirde alınan karar, yürek yüreğe Anadolu’ya yayıldı. “Vatan bir bütündür, parçalanamaz” diye haykırıldı. Bedenler yorgundu, ama ruh çoktan dirilmişti.
4 Eylül 1919 – Sivas.
Birlik, beraberlik ve inanç… Her şehirden gelen temsilciler, Anadolu’nun nabzını tuttu.
Ve orada, o salonda, Cumhuriyet’in ilk kalp atışı duyuldu. Mustafa Kemal Atatürk, halkın sesine kulak veriyordu. Bu artık onun değil, milletin yürüyüşüydü.
23 Nisan 1920 – Ankara.
Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Halk, ilk kez doğrudan söz sahibi oldu. Ve Atatürk, Meclis kürsüsünde bir milletin geleceğine dair umut konuştu. Cepheler kuruldu, savaşlar verildi, yokluklar aşıldı. Ama ne inanç bitti, ne de o ilk adımın izleri silindi.
İnönü, Sakarya, Dumlupınar…
Yıllar direnişle, yoksullukla, ama onurla geçti.
Cephede mermi kadar dua, süngü kadar umut vardı.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ya istiklal ya ölüm” sözü artık sadece bir cümle değil, bir halkın yaşam biçimiydi.
Ve 29 Ekim 1923…
Cumhuriyet ilan edildi. O gün artık sadece yönetim şeklimiz değişmedi. O gün, bir millet “Ben kendi yolumu kendim çizerim” dedi. Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde kazanılan bu zafer, sadece geçmişin değil, geleceğin de teminatıydı.
Ve şimdi…
19 Mayıs geçti belki. Ama mesele o günü geride bırakmakta değil, onun ruhunu bugüne taşımakta. Çünkü zafer, her gün ufukta bir milletin yolunu gözlüyor.
Ve biz biliyoruz ki;
Ümitsiz durumlar yoktur, ümitsiz insanlar vardır.
Milletimiz, tarih boyunca defalarca yere düşmüş, ama her seferinde küllerinden doğmayı bilmiştir. Yeter ki o ilk adımı unutmadan yürümeye devam edelim.
Sağlıcakla ve en önemlisi umutla kalın... Haftaya görüşmek üzere...