Alanya’da sık sık turizmi, ekonomiyi, trafiği, çevreyi ve geleceği konuşuyoruz. Hep turistlerin şehrimize gelmesi, tarihi ve doğal güzelliklerimizi görmesi, güzel anılarla ayrılması için yapılması gerekenleri tartışıyoruz.
Ama bir soruyu kendimize sormayı unutuyoruz: Biz, Alanya’da yaşayanlar, kendi şehrimizi ne kadar tanıyoruz?

Daha Alanya Kalesi’ne hiç çıkmamış, Kızılkule’yi yakından görmemiş, Syedra Antik Kenti’ni ziyaret etmemiş, Sapadere Kanyonu’na gitmemiş birçok Alanyalı var.
Oysa bunlar, dünyanın dört bir yanından insanların görmek için kilometrelerce yol kat ettiği değerlerimiz.

Bir turist binlerce kilometre öteden geliyor, kalemizi, yaylalarımızı, kanyonlarımızı görmek için para ve zaman harcıyor. Biz ise bazen yanıbaşımızda olan bu güzellikleri yıllarca görmeden yaşayabiliyoruz.

Burada yalnızca bireylere değil, kurumlara da görev düşüyor. Belediyeler, kaymakamlık, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları halkımızın bu tarihi ve doğal güzellikleri görmesi için sosyal ortak projeler geliştirebilir.

Mesela kentimizin bu tarihi ve doğal güzellikleri için ‘’Biz Alanya’yı Tanıyoruz veya Keşfediyoruz’’ adıyla ücretsiz veya sembolik ücretli gezi programları düzenlenebilir. Mahallelerden, okullardan, gençlerden, kadınlardan, emeklilerden gruplar oluşturulup Alanya’nın güzelliklerine götürülebilir.

Bir hafta kale ve tarihi merkez… Başka bir hafta Syedra… Sonraki programda Sapadere, vb… Üstelik bu geziler yalnızca ulaşım değil, rehberlik hizmetiyle desteklenmeli. Çünkü bir yeri görmek başka, tanımak ise bambaşka.

Sosyal belediyecilik anlayışı sadece yol, park ve tesis yapmak değildir. Vatandaşın yaşadığı şehri tanımasını, kültürünü öğrenmesini sağlamak da bu anlayışın parçasıdır.

Ekonomik imkânları sınırlı aileler için bir hafta sonu Alanya’nın farklı bir bölgesine gitmek bile önemli bir sosyal faaliyet olabilir.

Belki yıllardır burada yaşayan bir vatandaşımız Sapadere’yi hiç görmedi. Belki bir başkası kaleye çıkmak istiyor ama ulaşım veya ekonomik sebeplerle erteliyor. İşte burada kurumların organizasyon gücü devreye girmeli.

Bu görev yalnızca belediyeye de bırakılmamalı. Alanya’daki dernekler, meslek odaları, turizm kuruluşları ve gönüllü gruplar da kendi üyelerine ve topluma yönelik gezi programları düzenlemelidir…

Hatta farklı kurumlar güçlerini birleştirerek ortak bir “Alanya’yı Tanıyoruz veya Keşfediyoruz’ ya da adı ne olursa olsun böyle güzel bir proje oluşturabilir. Her ay farklı bir noktaya düzenlenecek gezilerle hem vatandaşlarımız şehrini tanır hem de yerel turizme hareketlilik kazandırılır.

Çünkü turizm sadece dışarıdan gelenlere hizmet etmek değildir. Yerel halkın kendi değerlerine sahip çıkması da turizmin önemli bir parçasıdır.

Alanya’nın tarihi ve doğal güzellikleri yalnızca turistlerin fotoğraf çektireceği ve gezeceği yerler olmamalı. Alanyalı da kaleye çıkmalı, Syedra’yı görmeli, Sapadere’yi gezmeli, yaylaları tanımalı. Çocuklarımız ve gençlerimizde kendi şehirlerinin hikâyelerini bilip öğrenmeli. Çünkü insan, sahip olduğu değeri önce tanır; sonra sever. Sevdiğini de mutlaka korur.

Belki de artık şu soruyu sormalıyız: “Alanya’yı Alanyalıya nasıl daha iyi tanıtırız?”
Bunun için büyük bütçelere gerek yok. Bir otobüs, bilgili bir rehber ve gönüllü birkaç insanla bile başlanabilir. Yeter ki istensin, yeter ki niyet olsun.

Bugünlük de yazımıza ‘’Alanya’nın güzelliklerini önce biz keşfedelim ki, başkalarına anlatacak daha çok hikâyemiz ve bilgimiz olsun’’ diyerek son noktamızı koyalım.

Kalın sağlıcakla…