Alanya, Akdeniz’in incisi, Toros dağlarının pırlantası…
Sahiliyle, yaylasıyla, dağlarıyla ve bayırlarıyla eşsiz bir doğa harikasına sahibiz. Ancak ne yazık ki bu güzelliklerin üzerine biz insan eliyle kara bir gölge düşüyor; Sorumsuzca bırakılan harfiyat ve inşaat artıkları. Yol kenarlarında, sahilde, yaylada… Neredeyse her yerde bu manzarayla karşılaşıyoruz. Bu sadece estetik görsel bir sorun değil; Aynı zamanda ekosistemi bozan, toprağı kirleten, su kaynaklarını tehdit eden hatta bazen büyük yangınların oluşmasına neden olan ciddi bir çevre suçu.

Aslında çözümün ilk adımı çok basit, öncelikle döküm alanlarının belirlenmesi gerekir. Alanya’nın doğusunda ve batısında olmak üzere iki resmi harfiyat döküm sahası oluşturulmalıdır. Böylece inşaat firmaları ve bireyler, artıklarını rastgele doğaya bırakmak yerine bu alanlara yönlendirilmeli. Bu hem kontrolü kolaylaştıracak hem de doğayı koruyacaktır.

Ancak sadece alan belirlemek yetmez. Denetim mekanizmaları da şart. Potansiyel döküm noktalarına foto kapanlar yerleştirilmeli, belediye ekipleri düzenli kontroller yapmalı. Yasa dışı döküm yapanlara caydırıcı cezalar uygulanmalı. Çünkü doğayı korumak, sadece iyi niyetle değil, güçlü bir denetimle mümkündür.

Alanya halkı da bu sürecin mutlaka parçası olmalıdır. Vatandaşlar gördükleri yasa dışı dökümleri belediyeye bildirmeli, çevre bilinci artırılmalıdır. Ağaç yaşken eğilir misali okullarda da çocuklara daha fazla doğa sevgisi aşılanmalı ki gelecek nesiller aynı hataları tekrarlamasın.

Alanya’nın doğası, turizmin, tarımın ve yaşamın en büyük sermayesidir.
Eğer bu güzellikleri harfiyatla boğarsak, sadece çevreyi değil, geleceğimizi de kaybederiz.

Çözüm bizlerin elinde: ‘’Belirlenmiş döküm alanları, sıkı denetim ve halkın bilinçli katılımını sağlamak’’

Yazımıza ‘’Doğayı korumak bir lüks değil, bir zorunluluktur’’ diyerek son noktayı koyalım.

Kalın sağlıcakla…