Alara Çayı… Orta Toroslar’ın 2.647 rakımlı Akdağ ve Kuşak dağlarından doğup süzüle süzüle Gündoğmuş ve Alanya ilçeleri arasında akarak, Alanya–Manavgat sınırını çizip Akdeniz’e ulaşan bu eşsiz akarsu, yaklaşık 70 kilometrelik uzunluğuyla bölgenin en önemli doğal güzelliklerinden birisidir. Yaz kış akan yüksek debili serin ve temiz suları ile bereketli vadisiyle yalnızca doğayı değil, tarihi de besleyen, Manavgat'ta 8, Alanya'da 14 mahallenin toprakları sulayan, bölgesinin içme suyunu karşılayan çok önemli bir kaynaktır.
Bizans’tan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan günümüze kadar kervanların konaklama, denizci toplumun yerleşim noktası olmuş; İpek Yolu’nun izlerini taşıyan, denizden içerilere geçişi sağlayan güzergah olup, önemli yapılarıyla tarihe tanıklık etmiş bu vadi, bugünlerde yeniden HES projeleri nedeniyle tartışmaların odağına oturmuş durumdadır.
Bir yanda doğa, turizm ve tarım üçlemesi; diğer yanda ise enerji yatırımları…
Peki bu dengeyi kim, nasıl koruyacak?
Doğanın sesine kulak vermek lazım. Çünkü Alara Çayı bölge için yalnızca bir su kaynağı değil; yabani hayvanların, endemik bitkilerin, bölgeye has çeşitli balık türlerinin yanında, türü tehlike altında olan Gökkuşağı alabalığının ve eşsiz bir ekosistemin yuvasıdır.
Ayrıca uygulanmak istenilen bu proje nedeniyle ormanların ve nehir yatağının talan edilmesi, binlerce yılda oluşmuş doğal denge birkaç yıl içinde alt üst edilecek demektir.
İçme suyu, sulama suyu ve bölgenin tarihsel mirası da bu projelerle risk altında kalacak yada yok olacaktır.
Bölgenin ekolojik, ekonomik ve toplumsal yapısını da gözeterek, Şu soruları özellikle sormak lazım;
Neden doğayı yok ederek enerji üretmeye çalışıyorsunuz?
Her gördüğünüz yere baraj ya da HES yapmak zorunda mısınız?
Gerçekten elektrik enerjisi sağlamak amacıyla bir projeye ihtiyaç varsa; Bu bölgeye uyumlu doğa ve çevreyle barışık eko sisteme uygun sorun yaratmayacak alternatif enerji üretim yolları yok mu?
Oysa güneş ve rüzgar enerjisi gibi daha temiz, daha sürdürülebilir bir çok yol var. Alanya’nın 365 gün parlayan güneşi, Torosların devamlı boşa esen rüzgarı gibi…!
Ayrıca çok iyi bilmek lazım, bugüne kadar halkın haklı mücadelesi ve hukukun sözünden üstün hiçbir proje layıkıyla yapılamamış yada istenilen verimi elde edememiştir.
Geçmişte Alara Çayı’na yapılmak istenen projeler, halkın ve doğa severlerin mücadelesiyle engellenmişti. Bugün yeniden gündeme gelen “Alara Enerji Grubu” projeleri adı altında lanse edilen; Alara Barajı ve HES, Gündoğmuş Regülatörü ve HES, Oğuz Regülatörü ve HES ile Uçankaya Regülatörü ve HES'ten oluşan bütünlüklü birçok HES ve Regülatörden oluşan bu havza projesi bölge insanının aşırı tepkisini çekmekte. Bu nedenle projeler halk tarafından protesto edilmekte. Bu protestolar yalnızca bir çevre hareketi olmayıp; yaşam hakkının ve Alara vadisinin korunup gelecek nesillere aktarılması için yapılan savunu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Özellikle unutulmamalıdır ki; Antalya 2. İdare Mahkemesi, 2019’da Kamer Regülatörü ve HES projesine verilen ÇED olumlu kararını iptal etmişti. Verilen kararda, çevresel etkilerin yeterince değerlendirilmediği, havzanın doğal yapısının hidroelektrik yatırımlarına uygun olmadığını açıkça belirtilmişti. Yani Alara çayı ve Vadisi için hem hukuk, hem de halk doğanın yanında HES’lerin karşısında durmuştur…
Bugün alınacak acele kararlar, yalnızca Alara Çayı ve Vadisi’nin değil, çocuklarımızın geleceğini de belirleyecektir.
‘’Ayrıca İnsanlık için doğayı kurtarmak söz konusu olduğunda; Hesapları iyi yapmak gereklidir. iki kere iki her zaman dört etmeyebilir. Çünkü doğa, matematikten daha karmaşık ve daha değerli bir dengeye sahiptir. Yani doğaya karşın maddiyat uğruna yapılan her ekonomik uğraş, doğadan götüreceği kadar değerli değildir’’.
Bugünlük yazımıza, ‘’Enerji üretelim, ama doğayı ve geleceği koruyarak yapalım. Suyun özgürlüğünü ve Vadi'nin bütünlüğünü birlikte savunalım. Çünkü Alara Çayı ve Vadisi ancak biz sahip çıkarsak var olacaktır. Diyelim ve son noktayı koyalım. Sağlıcakla ve umutla kalın…