Herkese yeni haftadan merhabalar değerli okuyucular, bu hafta sıkça duyduğumuz bir durumu konuşmak istiyorum; Anda kalmak.
Yaşam akıp giderken bizde beraberinde bir döngüde akıp gidiyoruz. Kimi zaman tadına vara vara kimi zaman acıta acıta. Herkese aynı şekilde aynı şartları sunmuyor maalesef hayat. Hayatı anlamlandıranın biz mi yoksa olaylar mı olduğunu anlamak için bile bazen durup düşünmemiz gerekebiliyor. Nedenleri niçinleri kovalarken bir bakmışız yıllara yenik düşmüşüz. Bu koşturmacada kim olmak istediğimiz, nerede olmak istediğimiz, ne yapmak istediğimiz gibi bir sürü durumu kaçırırız. Tam da bu nokta da anlam kazanıyor aslında anda kalmak. Ne yaptığının farkına vararak sadece biz istedik diye yaptığımız tadına dibine kadar vardığımız, kim ne demiş, ne söylemiş umursamadan yaptığımız da anı yakalamış olacağız. Çok hesap yaparak olur mu olmaz mı diyerek, başkalarını mutlu etmek adına ne çok andan mahrum kaldık. Kendimizi mahrum bıraktığımız anların dönüşü yok maalesef ama o anı yaşamanın ne kadar değerli olduğunu yaşımız kaç olursa olsun fark edip hayata anlam katmak için asla geç kalmadınız. Hadi artık ertelemeden, çekinmeden ne istiyorsak o anda yapmak için ilk adımınızı atalım. Bırakın yaşamın içindeki her anının bir ‘anı’ olsun.