1981 yılında Alanya’ya deniz yolu ile gelecek Fransız turistlerin karşılanması için şehirde planlanan tören hazırlıklarını ilk gün heyecanı ile anlattı Mehmet Tok.
Gemi ile gelecek turistler için tören hazırlıkları tamamlanmış, geri sayımın başladığı saatlerde Alanya’ya “Gemi iptal” diye bir haber ulaşmış.
Büyük bir hayal kırıklığı yaşayan kutlama komitesi vazgeçmemiş “Gemi gelmese de töreni yapacağız” demiş. Planlanan saatte halk toplanmış, kutlama yapılacakken şehre peş peşe turist otobüsleri girmiş.
İptal olan gemi seferi imiş, turistler otobüsle gelmiş...
Dinlerken hayal ettim; vizontele gibi bir film seti geldi gözümün önüne.
Düşünün; hayaller kırık kendi kendine kutlama yaparken sıralı halde gelen otobüsleri izleyenlerin şaşkınlığı... Ve kendilerini karşılamak için toplanan insanları şaşkın gözlerle izleyen turistleri...
Yapılan bu etkinlik o günlerde adı konmamış bir ALTAV faaliyeti aslında.
Günümüzde yine kutlama var. Gazipaşa Havalimanı’na ilk kez gelen uçaklar su takı töreni ile karşılanıyor.
1950’lerde pansiyonculukla başlayıp, 2025’de kitle turizmi adıyla devam eden bu seyahat organizasyonunda Alanya’nın yeri ve önemi yadsınamaz.
60 yılda yaşadıklarımız aslında insanlığın değişim ve gelişimine göre şekillendi. Hoyratlaşan yaşamın tüm izlerini taşıyan tüketim toplumu turizm alanında bu hoyratlığını en üste taşıdı. O nedenle uçsuz bucaksız istekler dizisinde yaşama hakkı isteyen herkes hesabını, kentin temel gelir kaynağı turizm ve onu can veren turist üzerinden görüyor.
Konu basit aslında. Şehirde inşaat sektörü bitti.
Tarım maliyetler altında eziliyor ve kendi içinde dönmeyen ekonomi de havlu attı.
Dışarıdan pare getiren en önemli aracı turizm; o da bu yıl bize kırmızı kart gösterdi. 2026’dan umutsuz birçok sektör yöneticisi var ve biz hala tüneldeki ışığa yürümekten ziyade, karanlıkta kalıp tartışmayı yeğliyoruz. Sözüm bir kişiye değil, böyle davranan, düşünen herkese.
Pazartesi günü ALTAV (Alanya Turizm ve Tanıtma Vakfı) kuruluşunun 30. yılını kutladı. 1995’de kurulduğunda muhabirdim, tüm aşamalarını yakından takip ettim vakfın. Hikayesini anlatan filmi izlerken ALTAV’a dair bir konuyu hatırladım. Her tartışmanın bağlandığı yer siyaset.
Geçmişte Nüvit Özkan başkandı. “Hasan Sipahioğlu’nun ekibinden” diye kendisinin başkanlığından hoşlanmayanlar vardı. Oysa Nüvit Özkan başarılı bir turizmciydi. Tanıtımın başında, turizm birikimi olan bir değerin bulunması çok abes değildi.
O tarihte ALTAV’ın tek derdi bütçe oluşturmak, fuarlara eli dolu gitmek için kaynak yaratmaktı, bugünde öyle.
Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel olduğunda da ALTAV tartışıldı. Yücel ALTAV Başkanı, görünürdeki yönetici turizmci Mehmet Dahaoğlu olunca çalkantı başladı. Bu tartışmanın arkasında da bir siyasi vardı. Dahaoğlu ile bir dönem aynı yönetimde çalıştım. Tanıtım için emek verildi. Rakiplerle yarışamayacak kadar küçük bütçelerin nasıl oluşturulacağı tartışılıyordu. ALTAV’ın bütçesi neden bu kadar küçük? Bu para ile ne yapılır? diye eleştiren, haber yapanlar vardı.
30. yılda, bugüne bakalım tartışma yine aynı. İnsanların birikimine, o alandaki ehliyetine bakmadan başlıyorlar söylemeye. “Abdurrahman Açıkalın, Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik’in takımında. ALTAV belediye güdümünde” Oysa Açıkalın’ın profesyonel birikiminde organizasyon başarısı var. ALTAV bugün yine Alanya’nın tanıtımı için çalışıyor, yine faaliyetler için kaynak yaratma çabasında.
Bu arada herkes tanıtım istiyor...
ALTAV’ın belediyeye yakınlığını garip bulmuyorum. Çünkü Alanya’nın geleceğine yön vermek yerel yönetimin işi. O vizyona göre çalışacak alanları oluşturmak, üretmek ise paydaşların işi. O zaman Alanya menfaati için böyle bir birliktelik kimi? Neden? rahatsız ediyor.
Gelelim 30. Yıla.
ALTAV Başkanı Sayın Açıkalın’a “Katılımı daha fazla beklemiştim” dedim. Anlattı “180’e yakın üye var. Her üye tek tek arandı davet edildi. 52 kişi katılım bildirdi. 48’i katıldı. Tüm üyelere teşekkür belgesi hazırladık, gelenlere salonda verdik. Gelmeyenlerin adresine postalanacak”
Bence çok zarif bir düşünce.
Soruma cevap aramaya devam ettim “Katılım neden azdı?” Bazı cevaplar çok acıtıcı idi.
“Vakfın yıprandığını düşünüp orada görünmeyi istemeyenler oldu”
30 yıldır yaşanan ocu-bucu kavgası 30. yılında vakfın imajını bakın nereye getirmiş. Eleştiriler olabilir-olmalı. Ancak ALTAV’a destek verdi, ALTAV’a gitti diye insanları etiketlemek-yıpratmak kısa vadede kişiyi, uzun vadede şehri yıpratır.
Ve bugün gelinen noktada Alanya turizminin yaşadığı en büyük sorun bu “Ocu, bucu” meselesi. Son 6 yılda şehir kısır kavgadan kaybetti.
Bir gemi yolcu için tören düzenleyen şehirden, uçak indiren şehre giden turizm yolculuğunda insan egosunun hala İD düzeyinde olmasını anlamak çok zor gerçekten.
30. yılda ALTAV için bir sıçrama, üste çıkma ihtiyacı var. Herkesi bir araya toplama fikri-niyeti bunun için başlangıç olur inşallah. Gelmek isteyen, çorbaya tuz koymaya hazır olanlarla yola devam etmek zaman kaybını önler fikrindeyim.
Tartışma bitmez. 30. Yıldır sürdüğünü kısaca anlattım sanırım.