Ormanlar ve çevre konusunda çocukluktan gelen ‘Ağacı sev doğayı koru’ öğretisi devam etmeli. Aksi halde ne orman kalır, çevre temizliği kalır ne de temiz su kaynağı.
Her sene belirli dönemlerde ormanlarımız ciğerimiz yanardağ misali cayır cayır yanıyor. Halkında çabası ile söndürülmeye çalışılmakta. Bazı bölgelerde yanacak yer kalmadığı için söndüğü gerçeğini de göz ardı etmemek lazım. Eskiden orman köylüsü kavramı vardı. Köylü ihtiyacını giderip ormanlar korurdu. Gelinen noktada ‘ihtiyaç ağacı’ ortadan kalktı, köylünün ormana girişi yasaklandı. Sadece köylünün ormana girişi derseniz elbette hayır. Çobanların sürüsü ile ormana girişi genç fidanlar zarar görüyor! Bahanesi ile yasaklanınca koca koca ağaçlar yanıp kül oldu. Oysaki keçi sürüleri ormanı adeta tımar ediyordu. Nasıl mı derseniz, yerdeki otları yiyen keçiler zemindeki yanıcı maddeleri yok ederken diğer yandan kuru çam iğneleri toprakla harmanlanıyordu. Boy hizasında ki dallar çobanlar ahırında keçisi olanlar tarafından kesiliyor dolası ile olası bir yangında zemine yakın bitki kalmıyordu.
Ormanı koruyalım! Derken hem hayvancılık zarar gördü, kırsalda şehre göçün artışı tetiklendi hem de dip temizliği olmadığı için en küçük bir ihmalde çıra gibi yanan otlar çalılar birikti. Dikey devamlık nedeniyle alevler tepe yangını olarak arttı. Çünkü zeminden tepeye kadar dem eden bitki örtüsü var bu durum alevler için merdiven etkisine neden olmakta.
İş güvenliği yasasında etkisi ile mükellef olarak çalıştıracak orman işçi yok. Gönüllülerin başına zeval gelmesi halinde ise savcılık yetkililer hakkında soruşturma başlatıyor.
Ormanlar kesilirken daha çok tıraş kesim tercih edilmesi, yağış dengesini olumsuz etkilediğini düşündüğüm için bu kesim yöntemi yerine daha çok bakım kesimi yapılıp genç ağaçların boyu kadar orman içinde koridorlar oluşturulsa alevlerin geçişine daha çok set oluşturulur.
Tabi birde enerji nakil hatları var. Bu hatların bakımı hangi sıklıkta yapılıyor yapıldığı meçhul, kesinti sık sık onu iyi biliyoruz. Alanya özelinde kurum yetkilisine ulaşımın zor hatta imkansız olduğu ayyuka çıkmış durumda. Trafonun dibinde başlayan yangında da enerji hattının altında başlayan yangında da görgü tanığı ve görüntü olmasına rağmen sorumluluk alan yok. Ağaç direklerin hala varlığını koruması da yatırımın yetersizliğinin de en önemli delilerdir. Yangın sırasında enerji yoktu diye bir rapor tutup işin içinde sıyrılmak işin en kolay tara.
Yoğurdum ekşi diyen olmadığı için ihmalimiz var diye sorumluk alan yok.
Olan yanan ormanlar, ormandaki diğer canlılara oluyor.