Herkese yeni haftadan selamlar. Her hafta sizlerle farklı konu başlıkları ile bir araya geliyoruz. Konu belirlerken normalde olduğumdan daha çok dikkat kesiliyorum etrafıma. İnsanların yaşamında neler oluyor, en çok merak ettikleri, en çok zorlandıkları konulara veya güncel olaylar üzerinden seçimlerimi yapmaya çalışıyorum. Umarım konularımız sizin içinde faydalı içerikler sunabilmektedir. Bu hafta konu başlığımız anlaşılma isteği…
Tam olarak neden yaşarız böyle bir duyguyu, neden insan anlaşılma arzu ile geçirir bazen bir ömrü… Yaşamın ilk tohumunun atıldığı anne karnından başlayan bu anlaşılma duygusu; bebeğin anne karnındaki hareketleri ile dışarıdan gelen seslere verdiği tepkiler ile başlayıp devamında dünyaya geldiği zaman ağlayarak ve tabi büyüdükçe sözel ve ya davranışsal tepkiler ile devam eder anlatma ve anlaşılma yolculuğu…
İnsanın özü yaşadığı olaylar karşısında haklı çıkmak için savaş verir bilinçli ve ya bilinçsiz. Ne yazık ki aslında kötü bir yanılsamadır kişinin haklı çıktığı zaman bir şeylerin yoluna gireceği inancı. Kişi olaylar karşısında ne kadar haklı olsa da anlatmak istedikleri anlaşılmadığı takdirde anlattıklarının aslında pek de bir hükmü kalmayacaktır. Anlattıklarımızın anlaşılmaması bizim ifade eksikliğimiz mi yoksa hep söylenilen gibi herkes anlamak istediğini anlar mantalitesi mi? Bu nokta da en önemli olan aslında sizin ne düşündüğünüz olacaktır. İnsanlar çoğu zaman yaşadıkları olaylar karşısında ben dilini kullanılır ve karşıyı dinlemekten kaçınırlar. Oysaki birini anlamanın en etkili yolu dinlemektir. Karşımızdaki insanın bize ne anlatmak istediğini anlamak istiyorsak tüm önyargılarımızdan, öfkemizden ve ben dilinden uzaklaşmamız gerekmektedir. Toplumda empati olarak bilinen ama aslında özünde bağ kurmak olan modeli benimseyerek birini dinlediğimizde olayın sizde uyandırdığı etki çok başka bir anlam kazanabilir. Karşımızdaki kişiyi çok daha iyi ve derinlemesine anlayıp, sağlıklı bir iletişim kurabiliriz. Anlamayı öğrenmek aslında anlaşılma arzusunun da ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır. Temelde bu duyguyu yaşamamıza sebep olan şeyin bağ kurma da ki eksiklik, dinlemeyi yeterince beceremeyişimiz ve haklı çıkma çabasının olduğunu fark etmek anlaşılma duygusunun sizi rahatsız etmesine engel olacaktır.
Tüm bunlara ek olarak hayatımızda isteyerek veya zorunlu olarak olan tüm kişilerin sizi anlamasını beklemekte sizi çok büyük bir üzüntüye sevk edebilir. Bu noktada ki tek gerçek sizi anlamak isteyen biri zaten anlayacaktır,sizi bu duyguya sürükleyen kişiye yaptığınız adımlara rağmen herhangi bir geri dönüş alamadıysanız daha fazla çaba göstermek hatalı bir davranış olacaktır. Anlaşılma arzunuzun yerini sürekli birine kendinizi anlatmaya çalıştığınız yorucu bir süreç alacaktır. Kimse anlatılanı anlamayacak kadar kapalı değil istemediği için karşılık vermiyordur. Gereğinden fazla gösterilen her çaba kişinin kendinden götürecektir.