Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, seçilmeden önce “3. Göz” kavramını dile getirmiş, seçildikten sonra da “3. Göz” sözünü yerine getirmişti. Belki ilk başta birçok kişi “Bu da neyin nesi?” dedi. Ancak bugün görüyoruz ki, bu yaklaşım boşuna ortaya atılmamış. Belediyenin iç işleyişini sorgulamak, derinlemesine analizler yapmak, varsa hataları tespit edip düzeltmek, yanlış işlere yeltenenlerin önünü kesmek için “Üçüncü göz” şart. Bence bu yöntem şeffaflık ve hesap verebilirlik adına son derece değerli bir adım.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de 20 Nisan 2024’te yapılan CHP Yerel Yönetimler Çalıştayı’nda, benzer bir anlayışı dile getirmişti. Şöyle diyordu Özgür Özel: “Ölçme ve değerlendirmeyi siyasetimizin merkezine alacağız. Belediyelerin büyüklüğüne göre üçer aylık, altışar aylık ve yıllık raporlar hazırlayacağız. Doğru yapanı örnek gösterecek, yanlış yapanı doğruya davet edeceğiz. Doğruları hep birlikte tekrar edip yanlışlardan hep beraber uzak duracağız.”
Bu sözlerin ne kadar pratiğe geçirildiğini CHP Genel Merkezi daha iyi bilir. Fakat Alanya Belediyesi’nin denetim komisyonu, iç denetim ve dış denetçileri ile bu yöntemi hayata geçirmiş görünüyor.
Şimdi gelelim bunu başaramayanlara.
Gündeme bomba gibi düşen Manavgat Belediyesi’ndeki rüşvet soruşturması denetim eksiğinin en açık göstergesi. Belediye Başkanı Nefi Kara’nın bu konudaki vebali, günahı bir yana konuyu sağır sultan bile duymuşken Manavgatlı milletvekillerinin duymamış olması büyük bir zaafiyet. Bu, göz göre göre gelen bir kriz olmuş. Hani derler ya “Perşembe’nin gelişi çarşambadan bellidir” diye.
Burada bırakın çarşambayı, pazartesiden, hatta cuma gününden bile bu durumun geleceği belliymiş aslında. Otelcilerin bazısı inim inim inlerken, otelci de olan CHP’li milletvekili hiç mi işitmedi bu durumu?
Eğer bu sıkıntılar CHP Genel Merkezi’ne rapor edildiyse ve buna rağmen görmezden gelindiyse, işte asıl tehlike burada başlıyor. Özgür Özel bu noktada kararlı olmalı. Sumen altı eden ne varsa, görevini ihmal eden varsa, kızağa çekilmeli. Nasıl ki bir ağaçta çürüyen dal sert bir budama isterse, siyasette de gereken budama gecikmeden yapılmalı.
Kaldı ki Özgür Özel, televizyon konuşmasında Manavgat’a ilişkin: “Görüntüleri gördüm başımdan aşağı kaynar sular döküldü. O görüntüler montajsa arkadaşımızın arkasında dururuz. Ama görüntüler gerçekse Allah onun bin kere cezasını versin. Böyle bir dönemde kendi ve ailesinin namusunu bırak, partisinin geleceğini düşünmediyse affetmek mümkün değil. Bir takım bilgiler var ve iç açıcı değil. Erken bir şey söylemek istemem tabii. Yolsuzluk varsa kimsenin arkasında durmayız. Bir çürük yumurtanın tüm sepeti çürütmesine izin vermeyiz. Senin hırsızın benim hırsızım diyecek parti de değiliz" dedi.
Bugün ya da geçmişte kim benzer bir şeyler yaptı ise siyasi partiler önünde durmalı. Siyasi zorunluluktur. Göz ardı edilen yanlışlar, toplumsal güven kaybını doğurur. Ama cesurca atılan doğru adımlar hangi partide olursa olsun toplum nazarından itibarı artırır. İhmali olanın fişini kim çekerse toplum nazarında bu durum itibarı arttır, başkasına da en etkili gözdağı olur.