Herkese yeni haftadan selamlar sevgili okuyucular. Bu hafta konumuz biraz derin, vazgeçmek, vazgeçebilmek üzerine konuşalım istiyorum.
Hayat ne tuhaftır ki bizi çok farklı deneyimlere tabi tutar. Çocukluğumuzdan başlayan bu deneyimlerin her gün hayatımıza yenisi eklenir. Kimi zaman en mutlu olduğumuz anlarımız kimi zaman hayattan en büyük dersi aldığımız deneyimlerimiz.
Yaşam eşittir zaten koskocaman bir yolculuk değil mi? Yolculuk uzun olunca engeller, virajlar, uçurumlar ile karşılaşmak sürpriz olmuyor elbette. Her yol ayrımı, her zorluk bizi çoğu zaman önemli kararlar almaya iter. İnsanın doğası gereği alıştığı, bağ kurduğu, aidiyet hissettiği şeylerden kopması vazgeçmesi çok zordur. Bir karar alacağımız zaman o karar birinden, bir şeyden, bir yerden vazgeçme anlamına geliyorsa kararı almak her zamankinden daha karmaşık bir hal alabiliyor. Vazgeçmenin o kişiyi, olayı, yeri kaybetmek olduğuna olan inancımız veya vazgeçersem yeniden aynı şekilde hissedemeyeceğim aynı ben olamayacağım düşüncesi bizi bu kararı almaktan alıkoyar. Oysa her vazgeçiş hakikaten yepyeni bir başlangıçtır. Bu başlangıcın ilk adımı da o vazgeçişte saklıdır. Bazen olmaz ne yaparsanız yapın olmaz çünkü olmaması sizin için en hayırlısıdır. Korkmadan yeniden başlayabilen herkesin yeniden yazılacak bir hikayesi mutlaka vardır. Sizin için vadesi dolmuş her şey artık sizin hayatınızdan götüren bir kangren gibidir. Kesip atmadıkça sizi hasta etmeye devam eder. Hasta olmak yerine şifalanmak, kendi içinizdeki o kararlılıkta ve sizi yoran her şeyden vazgeçmekte saklı.
Kim bilir belki de daha önce duymadığınız okumadığınız en güzel hikaye sizinki olacaktır.