CHP’nin 39. Olağan genel kurulu için takvim başladı. Mevcut Başkan Bülent Kandemir uzatmadan yeniden aday olduğunu ilan etti. Elbette eli güçlü. Mevcut yönetim doğru bir adayla girdikleri yerel seçimden 74 yıl sonra zaferle çıktı. Ekibin lideri olarak Kandemir’in hanesinde yazan bu büyük artı, önce partililerin, sonra da yönetim kademelerinin es geçeceği bir husus değildir. Netice olarak CHP’nin yerel seçimden birinci parti olarak çıkması kadar daha önce hiç kazanamadığı yerleri kazanmış olması o şehirlerdeki örgütler için kıymetli. Üstelik seçim döneminde, parti üyelerinin karşı saflara geçerek ateş etmesine rağmen yılmayan, yıkılmayan Kandemir bu saatten sonra kolay kolay yıkılmaz. Bu açıdan bakıldığında adaylığını beklemeden ilan eden Bülent Kandemir kendisi de elinin güçlü olduğunun farkındadır.
Gelelim sürecin içindeki farklı seslere. Demokrasinin gereği rakip çıkması normal. Ancak seçim kazanmış bir yönetime karşı hangi eleştiriyi yaparsanız yapın tutmaz... Kandemir ilçe başkanlığı seçimini kazandıktan kısa bir süre sonra dikkat çeken “Dostlar” gurubu hiç ayrılmadı mesela. İletişimde kaldılar, hep ortak hareket ettiler. Bu bütünlük onlar için “Bir sonraki döneme hazırlık” imajı çizdi. Hatta muhtemel aday çıkaracakları söyleniyordu ancak bu rüzgar durdu görünüyor.
CHP’de başka gurup, buna gurup demek doğru değil, güya CHP’nin ‘üst aklı’ gibi davranan birileri var ki, bence en büyük zararı onlar veriyor. Kandemir’i istemiyorlar ama başkasına da sıcak bakmıyorlar. Şunu unutmamak lazım ki, muhalefetteki parti ile iktidardaki aynı olmaz. Konuşmak kolaydır icraa etmek zordur. Ben ise olaya bu açıdan bakıyorum. Zira seçime CHP’nin parti programına uygun söylemlerle giren Sayın Osman Tarık Özçelik bu vaatleri ile seçimi kazandı. O dönem strateji başta olmak üzere Alanya’da seçimi şekillendiren, kumpaslara göğüs gerip, strateji geliştiren teşkilata birileri istedi diye üye sırtını dönmez. Dönmemeli de. Öyle ya, başarı varsa herkes elinin gücü kadar alkış tutmayı bilmeli.