Herkese yeni haftadan selamlar sevgi okuyucular. Bu hafta giderek önüne geçilmez bir hal almaya başlayan şiddeti konuşmak istiyorum.
İnsanlık yaşamı boyunca birçok zor zamandan geçti; savaşlar, hastalıklar, afetler, salgınlar…Her biri ne çok şey aldı götürdü bize insanlığa dair. Ruhsal olarak sürekli zorlandığımız yaşam koşullarında yaşamak zorunda kalan bireylerin zamanla birçok psikolojik sorunu yaşamaları da olası hale gelmektedir. Gerek kişinin dünyaya geldiği aile ortamı gerek yaşam koşulları zamanla kişiyi aslında hiç olmak istemediği bir kişiliğe büründürmektedir. Kişi yaşadığı ve karşılaştığı problemleri çözmekte zorlandıkça çok öfkeli ve kontrol edilemez bir şiddet eğilimi gösterebilmektedir.
Şiddetin ortaya çıkışına bakıldığında her duygu gibi içimizde var olan öfkenin doğru yönetilememesinin sonucunda yaşandığı gözlemlenmektedir. Şiddet eğilimi gösteren kişilerin hikayelerine bakıldığında daha çok kötü yaşam deneyimlerine maruz kalmış veya gözlemlemiş bireyler olduğu dikkat çekmektedir. Zamanla kontrol edilip yönetilemeyen öfke kişinin başvurduğu tek problem çözme yöntemi haline geliyor. Sosyal medyanın da bilgiyi hızlı ulaştırma gücü ile her gün başka bir şiddet olayına tanıklık edip ve hatta şiddeti normalleştirmeye başladık. işte tam da bu noktada çok dikkatli olmalıyız. Yaşanılan şiddet olaylarını normalleştirmek, görmezden gelmek şiddetin önüne geçmemize engel olacaktır.
Şiddeti, en başında tabiki öfke yönetimini sağlayarak; etrafımızda bu konuda zorlanan kim varsa eşimiz, çocuğumuz, arkdaşımız doğru şekilde yönlendirelerek şiddeti azaltmaya destek olabiliriz. Kendi içinde çözemeyeceğinizi düşündüğünüz de ki bu çok normal bir durum bazen duygularımızı davranışlarımızı yönetmekte zorlanabiliriz işte tam bu noktada mutlaka bir profesyonelden destek almanız yararlı olacaktır.