Yeni yılın başlamasıyla birlikte trafik denetimlerinde artan cezalar, özellikle araç plakaları ile ses ve multimedya sistemlerine yönelik yaptırımlar, toplumda ciddi bir huzursuzluk ve tedirginlik yaratmaya başladı. Vatandaş, hangi uygulamanın doğru hangi uygulamanın yanlış olduğunu ancak denetim sırasında ceza kesilince öğreniyor. Bu da doğal olarak şaşkınlık ve tepki doğuruyor.
Bu uygulamaların en başında hala toplumun tam anlayamadığı bir APP plaka meselesi var. Bu mesele sürücülerin en çok kafasını karıştıran konulardan biri oldu. Zamanında şoförler odasında resmi olarak basılan bu plakaların bugün uygunsuz sayılması, vatandaşın gözünde büyük bir çelişki yaratıyor. İnsanlar, “Devletin onayladığı bir plaka nasıl olur da bir anda yasak hale gelir?” diye soruyor. Bu soruya net bir cevap verilmediği sürece tepkilerin dinmesi mümkün görünmemekte. Ama kolluk kuvvetleri tepkileri dinlemeden ceza yazmaktalar. Bu arada yazılan cezalar aşırı tepkiler sonucunda 1 Nisan’a kadar iptal edildi. Daha sonrası aynı hızla devam edecek gibi görünüyor… Bu arada sahte veya görünmesi engellenmiş ya da ikiz plakalar için yazılan veya yazılacak cezaları hiç savunmuyor, bilakis destekliyoruz.
‘’Ayrıca APP plakası olduğunu düşünenler cezaya maruz kalmadan yığılmaların ve sırada bekleme sürelerinin çok uzun zaman alabileceğini de hesap ederek noterlerde işlemlerini yaptırıp soförler odası için ay sonunu beklemeden plakalarını değiştirmelerini tavsiye ederiz’’
Bir diğer tartışma konusu ise ses ve multimedya sistemlerinde uygulanan orantısızlıklar. Günümüzün birçok yeni aracı fabrika çıkışlı olarak devasa multimedya sistemleriyle donatılmışken, eski araçlarına benzer sistemleri taktıran vatandaşların ceza yemesi büyük bir adaletsizlik olarak karşımıza çıkmakta. Üstelik bazı cezaların miktarı aracın değerini bile aşabiliyor.
Bu durum, doğal olarak cezaların caydırıcılıktan çok gelir kapısı gibi algılanmasına yol açıyor. ‘’Bu arada aracını sinemaya yada düğün salonuna veya yürüyen diskoya çevirenlere ne diyecek bir sözümüz nede savunacak bir durumumuz var. Onlar yedikleri cezalardan elbette kendileri sorumlu olacaktır’’
Burada kimse “ceza yazılmasın, kanunlara uyulmasın” demiyor. Elbette toplumun huzuru ve sürüş güvenliği için kurallar şart. Ancak cezaların uygulanmasında orantı ve adalet gözetilmeli. Araç vizeleri yapılırken cam filmi, ses sistemi, jant, egzoz gibi unsurların uygunluğu net şekilde belirtilmeli. Uygunsuzluk varsa vatandaşa süre tanınmalı, düzeltme imkânı verilmelidir.
Burada unutulmamalıdır ki, kalıcı çözüm sadece ceza ile değil, toplumun bilinçlendirilmesiyle mümkün olacaktır. İnsanlara trafik kültürü, çevreye saygı ve sürüş güvenliği konusunda eğitim verilirse, cezaya gerek kalmadan düzen sağlanabilinecektir…
Bu günlükte yazımıza ‘’Her işin çözümü eğitimden geçer. Toplumu bilinçlendirmeden sadece ceza kesmek, sorunu çözmek yerine büyütür’’ diyerek son noktayı koyalım.
Kalın sağlıcakla…